Ceza Hukuku
Yağma Suçu ve Cezası 2026

Yağma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 148. Maddesinde düzenlenen bir suçtur. Malın yağması suçu, TCK’nın md. 148/1’de, “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu hal, malın yağması suçunun temel şeklini oluşturmaktadır.

Yağma Suçunun Maddi Unsurları

Yağma Suçunun Maddi Unsurları

Yağma Suçunun Maddi Unsurları

Yağma suçunun maddi unsurları, failin cebir veya tehdit kullanarak başkasına ait bir taşınır malı mağdurun rızası dışında alması fiiline dayanır. Bu kapsamda cebir veya tehdidin, mağdurun iradesini etkileyebilecek nitelikte olması ve malın zilyetliğinin fail tarafından ele geçirilmesi gerekir. Maddi unsurun oluşabilmesi için cebir veya tehdit ile malın alınması arasında nedensellik bağı bulunmalı ve fiil somut olarak gerçekleşmiş olmalıdır.

Fail

Yağma suçunun faili herkes olabilir. Suç, fail bakımından bir özellik göstermemektedir. Failin mağdur ile olan yakınlık ilişkisi önemli değildir. Nitekim şahsi cezasızlık hallerini düzenleyen TCK’nın md. 167‟de, “yağma ve nitelikli yağma hariç” denmek suretiyle bu husus açıkça zikredilmiştir.32 Dolayısıyla kişi akrabasına karşı yağma suçunu işlediğinde, bu durum cezasızlık veya indirim nedeni olarak kabul edilmeyecektir.

Mağdur

Mağdur, malı alınan kişidir. Yağma suçunda mağdur, malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur edilen kişidir. Bu suçun mağduru, herkes olabilir. Suçun mağduru, malın sahibi olabileceği gibi suç yerinde bulunan bir başkası da olabilir. Başka bir anlatımla, tehdit ve cebir gösterilen kişinin malın maliki olması zorunluluğu yoktur. Maddede bahsedilen “bir başkası”, malın sahibini veya malı meşru olarak elinde bulunduran zilyedi ifade ettiği gibi eylem sırasında malı koruyan veya mal sahibine yardım etmek isteyen üçüncü bir kişiyi de ifade eder.

Suçun Konusu

Yağma suçunun konusu, mal olarak belirtilmiştir. 765 sayılı TCK‟da bu husus taşınabilir bir mal olarak ifade edilmiş ise de TCK md. 148 de sadece mal terimi kullanılmış ve bunun taşınabilir bir mal olması gerektiği belirtilmemiştir. Ancak madde metninde yağma suçunda malın taşınabilir olması gerektiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yağma suçunun konusu taşınır özellikte maldır denilebilir.

Yağma Suçunun Manevi Unsurları

Yağma suçu, kasten işlenebilen suçlardandır. Failin bilerek ve isteyerek mağdura karşı cebir veya tehditte bulunması ve bu cebir ve tehdidi de malın alınmasına veya teslimine yönelik olmalıdır.

Yağma Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru

Kanunda, yağma suçuna özgü bir hukuka uygunluk sebebi öngörülmemiştir. Genel hukuka uygunluk sebeplerinin koşulları varsa uygulanabilir.

Yağma Suçunun Özel Görünüş Şekilleri

Yağma suçunun özel görünüş şekilleri, suçun işleniş biçimine ve ortaya çıkan sonucun ağırlığına göre farklı hukuki değerlendirmelere tabi tutulmasını ifade eder. Suçun teşebbüs aşamasında kalması, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi veya suçun silahla gerçekleştirilmesi bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca yağma suçunun nitelikli hâlleri ve netice sebebiyle ağırlaşmış şekilleri de özel görünüş biçimleri arasında yer alır.

Teşebbüs

Teşebbüs açısından suçun başladığı an ve bittiği an önemlidir. TCK’nın 35. maddesinde yer alan teşebbüs, “kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre işlenmek istenen bir suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır.

Yağma suçu, neticesi harekete bitişik suçlardandır. Yağma suçu malın alınmasıyla tamamlanır. Suçun tamamlanması için başka bir neticenin gerçekleşmesi gerekmemektedir. Bu nedenle, yağma suçuna teşebbüs mümkündür. Alma eylemi, failin mağdurun eşya üzerindeki hakimiyetine son vermesiyle tamamlanır. Taşınır mal, mağdurdan alınmasıyla suç tamamlanır, ancak failin hakimiyetine geçirilmesiyle sona erer. Fail, malı hakimiyet alanına sokmadan eylemini yarım bırakmışsa teşebbüs vardır. Dolayısıyla yağma suçunda suçun tamamlanması ile sona ermesi birbirinden farklı zamanlarda olabilir. Cebir veya tehdit kullanılmasından malın alınmasına kadar geçen aşamada eylem failin elinde olmayan nedenlerle kesilir, sonuç gerçekleşmezse suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

Gönüllü Vazgeçme

TCK’nın 36. maddesi uyarınca, failin icra hareketlerini sürdürme veya sonucu gerçekleştirme olanağı bulunduğu halde bundan vazgeçerek, suçun tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önlemesi halinde gönüllü vazgeçme söz konusudur. Yağma suçunda da fail, cebir veya tehdidi tamamladıktan sonra gönüllü olarak malı almaktan vazgeçerse, hükümlerinden yararlanır ve sadece cebir veya tehdit suçundan sorumlu tutulur.

İçtima

TCK’da yağma başlığı altında tanımlanan suç, aslında cebir veya tehdit suçları ile birlikte hırsızlık suçunun bir araya gelmesinden oluşan bir suç tipidir. Yasa koyucu, yasada bağımsız olarak tanımlanan hırsızlık (TCK md. 141), cebir (TCK md. 108) ve tehdit (TCK md. 106) suçlarını, TCK 148. maddesinde bir araya getirerek, bu suçlardan bağımsız yapıda ve ayrı isimle başka bir suç daha ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, belli bir malı almak amacıyla failin tehditte bulunması veya cebir kullanması halinde yalnızca yağma suçundan ceza verilecek, ayrıca cebir, tehdit veya hırsızlık suçu oluşmayacaktır. Bu durum, suçların birleşme (suçların içtima) şekillerinden bileşik (mürekkep) suça bir örnek oluşturmaktadır.

İştirak

Yağma suçu, iştirak bakımından bir özellik taşımamaktadır. Yağma suçuna iştirakın her türlüsü mümkündür. Failin tek başına yağma suçunu gerçekleştirebileceği gibi, birden fazla fail de gerçekleştirilebilir. Ayrıca yağma suçu, yardım eden veya azmettiren olarak da işlenebilir.

Yağma Suçunun Cezası

Basit yağma suçuna yaptırım öngören TCK md. 148’de, faile 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verileceği yer almıştır. Senedin yağması suçunda da aynı ceza verilecektir. Aynı yasanın 149/1. maddesinde belirlenen nitelikli yağma suçunu işleyen kimselere ise, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Cezanın belirlenmesi açısından TCK’nın 61. maddesi uyarınca hakim, somut olayda; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, failin güttüğü amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, göz önünde bulundurarak suçun cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Ayrıca cezanın alt ve üst sınırları arasında seçim yapılırken birden fazla nitelikli halin mevcut olup olmadığı dikkate alınmalıdır.

Yağma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yağma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yağma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yağma suçlarında, 5235 sayılı yasanın 12. maddesi uyarınca görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen suçlarda ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası‟nın 26/2. maddesi uyarınca çocuk ağır ceza mahkemesidir. Bu mahkemenin olmadığı yerlerde ağır ceza mahkemesi, çocuk ağır ceza mahkemesi sıfatıyla çocuklar tarafından işlenen suçlara bakar. Mahkeme önüne gelen dosyada görevli olup olmadığını resen gözetmelidir.

Yağma suçunda yetkili adli merci cebir veya tehdidin kullanıldığı yerdeki adli merci değil, malın alındığı veya teslim edildiği yerdeki adli mercidir.

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/6-332 K. 2012/21 T. 07.02.2012:

“Düğünlerde çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlayan mağdurlarla iş gö­rüşmek bahanesiyle buluşan sanığın mağdurları ıssız bir yere götürüp darp ettikten sonra önce onlardan kendisine kadın bulmalarını istemesi, mağ­durların bulmayacaklarını söylemesi üzerine bu kez mağdur Şakir’e hitaben, “1.000 Lira getireceksin, Cengiz benim yanımda kalacak, Cengiz’i sen parayı getirdikten sonra bırakacağım” şeklinde sözler söylemesi, sanığın istediği parayı getirmek için bıraktığı mağdur Şakir’in mağdur Cengiz’in evine giderek olayı anlatmadan paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip Cengiz’in eşinden bir miktar nakit para ve çeyrek altın alması, sonrasında sanıkla buluşarak nakit para ile çeyrek altınları vermesi, sanığın bu sırada mağdur Şakir’e, “kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul” dedikten sonra o ana kadar hürriyetinden yoksun bıraktığı mağdur Cengiz’i serbest bırakarak yanlarından ayrılması şeklinde gerçekleşen olayda,

sanığın iradesi baştan itibaren mağdur Şakir’den belirli bir miktar para almaya özgülenmiş olup, gerçekleştirdiği fiiller amaç­lanan yağma suçuna yönelik olduğundan sanığın eylemleri mağdur adedince değil yalnızca amaçlanan tek yağma suçunu oluşturmaktadır. Sanığın, mağdur Şakir’den istediği parayı getirmesi için mağdur Cengiz’i yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Şakir’in istenen parayı mağdur Cengiz’in eşin­den olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Şakir’e yönelik “kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul” şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir.

Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Şakir’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı gözönüne alınmaksızın, mağdur Şakir’e karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur Cengiz’e karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluş­tuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir.

Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturdu­ğundan, yerel mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.”

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E. 2011/15231 K. 2014/493 T. 17.01.2014:

“1-Yağma suçunun 5237 sayılı TCY’nın 149. maddesinin hem (a) hem (c) hem de (h) bentlerine aykırı biçimde; geceleyin birden fazla kişi tarafından silahla işlendiği, bu nedenle aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca yağma suçundan temel ceza belirlenirken bunların da değerlendirilmesi gerektiği; 765 sayılı TCY’nin 499/1. maddesinde tanımlanan yağma suçu ile 5237 sayılı TCY’nin 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda eylemin 5237 sayılı Yasa’nın 149/1-a-c-h maddesine uyan yağma ve 109/2-3/a-b maddesine uyan kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek,

5237 sayılı Yasa’ya göre, yağma ve özgürlüğü kısıtlama suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenebilmesi için duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden karar verilmesi,

2-Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nin 499/1-2.c, 522/1, 59, 31, 33. maddelerine göre, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nin aynı suça uyan 149/1-a-c,h, 62/1, 53/1; 109/2-3-a-b, 62/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasa’nın 7/2, 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddeleri ışığında, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.10.2008 gün, 2008/5-146-245 sayılı kararında ilkeleri belirtilen ve Dairemizce de benimsenmekle yapılan uygulamalara göre; 5237 sayılı Yasa’nın 55. maddesi gereğince kazanç müsaderesinin suçun işlenmesiyle elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesiyle oluşan maddi menfaatlerle, bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazancın, suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu, somut olayda suçun mağdurunun açıkça belli olduğu ve bu bağlamda, kazanç müsaderesi koşulları oluşmadığı halde, yazılı şekilde hüküm kurulması,”

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

Detaylı Bilgi: Rehin Hakkı 2026

İlgili Yazılarımız;

Sık Sorulan Sorular -Yağma Suçu ve Cezası

Sık Sorulan Sorular -Yağma Suçu ve Cezası

Sık Sorulan Sorular -Yağma Suçu ve Cezası

Yağma suçu ve cezasına ilişkin uygulamada en çok merak edilen konular; cezanın süresi, infaz şartları, para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağıdır. Aşağıdaki sık sorulan sorular bölümü, yağma suçuna ilişkin yargılama süreci ve sonuçları hakkında temel ve güncel bilgileri açıklayıcı şekilde sunmak amacıyla hazırlanmıştır.

Yağma suçu kaçta kaç yatar?

Yağma suçu, ağır bir suç olması nedeniyle infaz bakımından sıkı kurallara tabidir. Hükmolunan cezanın infaz oranı, suçun nitelikli hâllerine ve verilen cezanın süresine göre değişir. Genel olarak koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için cezanın önemli bir kısmının cezaevinde geçirilmesi gerekir. İnfaz hesaplaması her somut olayda ayrı değerlendirilmelidir.

Yağma suçundan nasıl beraat edilir?

Yağma suçundan beraat edilebilmesi için suçun yasal unsurlarının oluşmadığının ispatlanması gerekir. Özellikle cebir veya tehdidin bulunmaması ya da malın rıza ile verilmiş olması beraat gerekçesi olabilir. Delillerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi de beraat sonucunu doğurabilir. Mahkeme, şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda karar verir.

Yağma suçu paraya çevrilir mi?

Yağma suçu için verilen hapis cezası, kural olarak adli para cezasına çevrilemez. Suçun niteliği ve cezanın alt sınırı nedeniyle bu ihtimal oldukça sınırlıdır. Ancak bazı istisnai durumlarda ek yaptırımlar söz konusu olabilir. Uygulamada para cezasına çevrilme nadiren görülür.

Yağma suçunda hafifletici neden var mıdır?

Yağma suçunda hafifletici nedenler, failin olaydan sonraki davranışlarına ve kişisel durumuna göre değerlendirilir. Etkin pişmanlık, zararın giderilmesi ve iyi hâl indirimi bu kapsamda ele alınabilir. Ancak her hafifletici neden otomatik indirim anlamına gelmez. Mahkeme somut olayın özelliklerini dikkate alır.

Yağma suçunda malın alınması şart mıdır?

Yağma suçunun tamamlanması için malın fiilen alınması gerekir. Ancak suç, teşebbüs aşamasında da cezalandırılabilir. Cebir veya tehdit kullanılmış ancak mal ele geçirilememişse teşebbüs hükümleri uygulanır. Bu durum cezanın belirlenmesinde etkili olur.

Yağma suçunda etkin pişmanlık var mıdır?

Yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri sınırlı şekilde uygulanabilir. Failin, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamasında gidermesi indirim nedeni olabilir. Ancak bu durum beraat sonucunu doğurmaz. Etkin pişmanlık, cezada indirim sağlanmasına yönelik bir hükümdür.

Yağma suçu yüz kızartıcı suç mudur?

Yağma suçu, toplumda ciddi güven kaybına yol açan suçlar arasında yer alır. Bu nedenle uygulamada yüz kızartıcı suç olarak kabul edilir. Kamu görevine giriş ve bazı hakların kullanılması bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Mahkûmiyet kararı, uzun vadeli hukuki etkiler yaratır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir