Vesayet 2026
Vesayet hususu, Türk Medeni Kanunu madde 396 ve devamında incelenmektedir. Vesayet, reşit olmayan, kısıtlı bulunan veya belirli nedenlerle haklarını tek başına koruyamayacak durumda olan kişilerin hukuki ve mali işlerini güvence altına almak amacıyla uygulanan bir koruma kurumudur. Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenen vesayet sistemi, hem kişinin menfaatlerini korumayı hem de toplum düzenini sağlamayı hedefler. Bu nedenle vesayetin hangi koşullarda uygulanacağı, kimlere vesayet atanacağı ve vesayet makamının yetkileri büyük önem taşır. Uygulamada özellikle yaşlılık, hastalık, zihinsel yetersizlik veya kötüye kullanım riski gibi durumlarda vesayet kararları gündeme gelir ve bu süreçler titizlikle yürütülür.
Vesayet Nedir?

Vesayet Nedir?
Vesayet kavramının hukuki tanımı, en geniş anlamıyla, onların kişisel ve maddi menfaatlerini korumak, denetim altında altında olmayan küçükleri ve özel bakım ve denetim altında bulunan ancak bakıma tabi olanları yetişkin olan ancak denetimde olmayan gerçek kişilere gözetim, bakımı ve temsili yasal olarak düzenlenen ve denetlenen kurum ve kuruluşlardır.
Çocuklar yetişkinliğe erişinceye kadar (ergin) ebeveynlerinin velayeti altında olduğundan, çocukların kendilerinin ve mallarının korunması velayet kurumu tarafından sağlanmaktadır.
Vesayet Gerektiren Haller Nelerdir?
Vesayet gerektiren haller, kişinin kendi haklarını koruyamayacak veya hukuki işlemlerini tek başına yürütemeyecek durumda olduğu özel koşulları ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre akıl hastalığı, zihinsel engellilik, savurganlık, kötü yaşam tarzı, bağımlılık veya yaşlılık gibi durumlar vesayet altında değerlendirilir. Ayrıca kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep eden kişiler için de vesayet kararı verilebilir. Bu hallerin ortak özelliği, kişinin menfaatlerinin korunması için bir vesayet makamının desteğine ihtiyaç duyulmasıdır.
Küçüklük
TMK’nın 404. maddesine göre, denetim altında olmayan her küçük çocuk vesayet altına alınır.
Reşit olmayanlar, on sekiz yaşına veya erken ergenlik çağına erişinceye kadar anne ve babalarının velayeti altındadır ve kanunla düzenlenen sebepler olmadıkça velayet anne babadan alınamaz. Evlilik sırasında ebeveyn velayeti birlikte kullanır. Bu süre içinde ebeveynlerden birinin ölümü halinde velayeti sağ kalana aittir. Anne ve babanın boşanması halinde hakim velayeti anne ve babadan birine verir ve bu durumda küçüğün velayeti ona aittir. Çocuk evlilik dışı doğmuşsa velayeti anneye aittir. Reşit olmayan çocuk velayet altında değilse vesayet yükümlülüğü doğar. Tam fiil ehliyetine sahip olmayan küçükler, vesayet altına alınırken kısıtlanmazlar. Çünkü küçük olmak kısıtlama gerektiren bir durum değildir.
Kısıtlanma
Türk Medeni Kanunu’na göre vesayet gerektiren bir diğer koşul da kısıtlamadır. Kısıtlama, diğer bir deyişle müsadere, kanunda sayılan nedenlerle ergin bir kişinin mahkeme kararı ile hareket edebilmesinin kısıtlanmasıdır. Kısıtlama kararı ile öncelikle ilgilinin, ardından üçüncü kişilerin ve bu bağlamda ilgilinin ailesinin korunması amaçlanmalıdır.
Kural olarak, yalnızca yetişkinler (ergin) kısıtlanır. Ama daha önce belirtildiği gibi istisnai durumlarda, kısıtlama koşullarının yerine getirilmesi şartıyla küçükler de kısıtlanabilir. Bu durumlarda, kişi ergin olduktan sonra kısıtlama kararının sonuçları vardır. Bu durumda öncelikle kanunda sayılan kısıtlama sebeplerinden biri veya birkaçı mevcut olmalıdır. Kısıtlama nedeninin mevcut olduğu tespit edildikten sonra mahkeme tarafından verilecek kısıtlama kararının gerekçelerinin açıklanması mevcut durumda karar verilmesi sonucunu doğuracaktır.
Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işini yapamayan veya korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyacı olan veya başkalarının güvenliğini tehlikeye atan her yetişkin (ergin) kısıtlanır (TMK m.405/1). Bu kanun hükmüne göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tek başına kişiyi kısıtlamak için yeterli değildir. Bu kişiler kısıtlanabilmesi için kendi işlerini yapamamaları veya korunma ve bakımları için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duymaları veya başkalarının güvenliğini tehlikeye atmaları gibi durumlar gerekir.
TMK’nın 409/2 maddesine göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama kararı verilmeden önce resmi sağlık kurulu raporu alınmalı ve sonuca göre karar verilmelidir.
Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşam Tarzı, Kötü Yönetim Nedeniyle Kısıtlanma
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam ve kötü yönetim tek başına TMK’nın 406. maddesine göre kısıtlamak için yeterli değildir. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam ve kötü yönetim, ayrıca kendini veya sevdiklerini yoksulluğa itmek ve yardıma ve bakıma muhtaç bir duruma düşmek veya başkalarının güvenliğini tehlikeye atması gerekmektedir.
Bir kişi savurganlığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya mülkünün kötü yönetimi nedeniyle kısıtlanmasının yapılabilmesi için ancak o kişi dinlendikten sonra kısıtlama karar verilebilir.
Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza
Bir yıl ve üzeri hürriyeti kısıtlayan hapis cezasına mahkûm edilen her yetişkin (ergin) kısıtlanır (TMK m. 407/1). Vesayetin amacı, kişinin kişisel ve maddi çıkarlarını korumak olduğundan, burada amaç, cezanın infazı sırasında kişinin hak ve menfaatlerini korumak ve zararı önlemektir.
İstek Üzerine Kısıtlama
Yaşlılığı, engel durumu, deneyimsizliği veya ciddi hastalığı nedeniyle işini gereği gibi yerine getiremediğini kanıtlayan bir yetişkin, kısıtlama talebinde bulunabilir (TMK m. 408). Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesi aynı kanunun 23. maddesinin bir istisnasıdır. TMK’nın 23. maddesine göre hiç kimse fiil hakkından ve ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçemez.
Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması
TMK 432/1 maddesinde; akıl hastalığı, zihinsel zayıflık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ciddi bir bulaşıcı hastalık veya serserilik nedeniyle toplum için tehlike oluşturan herhangi bir yetişkin kişinin tedavisi, eğitimi veya tedavisi için uygun bir tesis, rehabilitasyon, kişisel koruma sağlanamadığı sürece başka bir şekilde sağlanır. Böyle durumlarda kuruma yerleştirilmesine veya alıkonulabileceği hükmü verilmiştir.
Vasinin Atanma Şartları Nelerdir?

Vasinin Atanma Şartları Nelerdir?
Bir kişinin vasi olarak atanabilmesi için o kişide bulunması gereken olumlu şartlar olduğu gibi, olmaması gereken olumsuz şartlar da vardır.
Yetişkin Olmak
Vasi olarak atanacak kişi yetişkindir; vesayet altındaki kişi onun adına dava açacağından, vasi olarak atanacak kişinin bu fiilleri yerine getirme ehliyetine, yani fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Ehil Olmak
TMK.m.413/I’ye göre yetkili olmak vesayet makamı, vasi olarak “bu görevi yerine getirebilecek” bir yetişkini vasi tayin eder. Genel olarak her vasinin sahip olması gereken ortak özelliklerin yanı sıra vesayet altına alınan kişinin özel durumuna göre vasi için özel şartlar da aranabilir. Dolayısıyla vasinin sahip olması gereken ortak özelliklerin yanı sıra bazı özel şartlar da istenebilir. Ortak özellikler genellikle her koruyucunun sahip olması gereken özelliklerdir. Örneğin vasi dürüst, güvenilir ve anlayışlı biri olmalıdır. Ayrıca kendisine verilen görevi yerine getirebilmesi için bedensel ve zihinsel yeteneklere sahip olması gerekir.
Özel şartlar bakımından vesayet makamı, herhangi bir somut durumda atanabilecek kişilerin kişisel ve mali özelliklerini ve kişinin kişisel ve mali durumunu dikkate alarak vesayet altına alınma sebepleri ve vesayet sebepleri ile yetkili vasi atayacaktır. Bu nedenle vesayet altındaki kişinin mal varlığı, sağlık durumu, eğitim düzeyi ve özel bir ihtiyacı olup olmadığı dikkate alınmalıdır.
Kısıtlı Olması
TMK.m.418/b.1’e göre kısıtlılar vasi olamaz. Vesayet altına alınan kişinin kendi işini yapamadığı için başkalarını yönetemeyeceği ve bakamayacağı açıktır. Ancak, hukuk müşaviri olarak atananlar genellikle vasi olarak atanmamaktadırlar çünkü bu nitelik şartını sağlayamamaktadırlar. TMK.m.432‟ye göre koruma amacıyla hürriyeti kısıtlananların vasi atanma şartını sağlayamayacakları söylenebilir.
Kamu Görevinden Yasaklı Olması
TMK.m.418/b.2’ye göre kamu görevinden yasaklananlar vasi olarak atanamazlar. Bu fıkrada kamu görevinden yasaklananlar, 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesine göre yasaklananlardır.
Haysiyetsiz Hayat Sürmesi
İtibarda veya kanunda ifade edildiği üzere, toplum anlayışına göre “haysiyetsiz bir hayat yaşamak”, toplumdaki genel inanışa zıttına namus, şeref ve haysiyet kavramlarına belirli bir süre aykırı olarak yaşamak. TMK.m.418/b.2’ye göre haysiyetsiz bir hayat sürenlere vasi atanamaz. Buna göre haysiyetsiz yaşamın iki unsuru vardır. Bunlar şeref ve namus kavramlarından uzak davranışları sürekli olarak devam ettirmesidir.
Çıkar Çatışmaları
Güven ilişkisi, vasi ve kişinin vesayet altına alınabilmesi için önemli ve gerekli bir koşuldur. Bu koşul yerine getirilmediği takdirde kişinin korunması amacı gerçekleştirilemez. TMK.m.418/b.3’e göre belirli bir kişinin vasi olarak atanmasının, vasi olarak atanacak kişinin menfaati açısından soyut bir tehlike oluşturması, aralarında bir uyuşmazlık olması için yeterlidir.
Aralarında Düşmanlığın Varlığı
TMK.m.418/b.3’e göre vesayet altına alınacak ve vasi tayin olunacak kimseler ile aralarında husumet bulunanlar da vasi olamazlar. Bu anlamda husumetin sebebi veya haklı olup olmadığı önemli değildir, vesayet makamı taraflar arasında görülmüş veya görülmekte olan davalar varsa bu dosyaları inceleyerek resen husumet tespit edebilir.
İlgili Vesayet Daireleri Hakimi Olması
TMK.m.418/b.4’e göre, kendisine vasi atanacak kişinin yerleşim yeri (sulh ve asliye) hakimleri vasi olarak atanamaz. Bu kanun maddesinden farklı olarak ilgili vesayet dairelerinin hakimleri vesayete kesin engel teşkil etse ve vesayet için uygun kimse bulunmasa dahi vesayet veya denetleme makamının hâkimlerinin vasi olması yasaktır. Ancak kanunun açık ifadesinin aksine mahkeme başkanına ve vesayet dairesinde görev yapanlara vasi atanmasında herhangi bir engel yoktur.
Vasilik Görevinin Sona Ermesi Halleri Nelerdir?
Vasilik görevinin sona ermesi, vesayet altında bulunan kişinin durumunun değişmesi veya vasi atamasını gerektiren şartların ortadan kalkmasıyla gerçekleşir. Vesayetin kaldırılmasına sebep olan en yaygın durumlar; kısıtlı kişinin iyileşmesi, reşit olması, bağımlılık veya sağlık sorunlarının sona ermesi gibi nedenlerdir. Bunun yanında vasi, görevini kötüye kullanırsa, yükümlülüklerini yerine getirmezse veya kendi isteğiyle görevden ayrılmak isterse mahkeme tarafından görevden alınabilir. Mahkeme, hem kısıtlının hem de kamusal düzenin yararını değerlendirerek vasilik görevinin devamına veya sona ermesine karar verir.
Vasinin Ölümü
Vasinin ölümü ile vasilik sona erer (TMK m. 479). Burada vurgulanması gereken bir diğer durum da vasinin yokluğu ve ölüm karinesidir. Ölüm karinesi gerçekleşmişse veya vasi hakkında devamsızlık kararı verilmişse vesayet kendiliğinden sona erer. Ancak vasi, yokluğunu gerektiren bir tehlikede kaybolursa veya kendisinden uzun süre haber alınmazsa, TMK m. 483/2 uyarınca vasiyi görevden alma yükümlülüğü doğar. Yani bu durumda vasilik kendiliğinden sona ermez, ancak vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye girdiğinden vasi görevden alınır ve yerine yeni bir vasi atanır. Vasinin ölümü, vasinin yokluğu veya ölüm karinesi halinde, yetkili vesayet makamı yeni bir vasi tayin eder çünkü vasilik sona ermez.
Vasinin Fiil Ehliyetinin Kaybı
Ayırt etme gücüne sahip olan ve sınırlı olmayan her yetişkin hareket etme kapasitesine sahiptir. Vasinin fiil ehliyetinin kaybolması durumunda vasilik kendiliğinden sona erer (TMK m. 479). Fiil ehliyeti sınırlandırılan veya kaldırılan vasinin, vesayet altındaki kişiyi temsil etmesi ve koruması mümkün değildir. Ancak vasinin başına kayyım veya hukuk müşaviri atanması halinde vesayet kendiliğinden sona ermez. TMK242’nın 483. maddesine göre bu durum ancak vesayetten çıkarılma sebebi olabilir. Vasi fiil ehliyetini kaybettiğinde vasilik sona ermediğinden, yetkili vesayet makamı tarafından bir vasi atanır.
Vasilik Süresinin Dolması
TMK’nın 480. maddesine göre vesayet süresi iki yıldır. Vesayet uzatılırsa bu süre dolmaz, vesayet sona erer. Ancak TMK’nın 482. maddesinde görev süresi dolan vasi, yenisi işyerine gelinceye kadar yapılması gereken işleri yapmak zorundadır.
Mahkumiyet
Bir suçtan dolayı kasten mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, ceza infazı tamamlanıncaya kadar kişi vasi veya kayyum olamaz. Ancak, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre şartlı salıverilme durumunda, cezanın belirli bir bölümünü geçirerek altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve vesayet haklarını kullanabilecekler; bu haklarını, cezanın tamamı infaz edilinceye kadar, soyundan gelenler dışındaki kişiler için kullanamazlar.
Vesayetin Kendiliğinden Sona Ermesi
Vesayetin sona ermesi ile vesayet altındaki kişi fiil ehliyetine sahip olur ve vesayet sona erdiği için vesayet de sona erer.
Vesayetin Sona Ermesine Yol Açan Durumlar
Vesayet görevi belirli hukuki şartların ortaya çıkmasıyla sona erebilir. Aşağıdaki tablo, vesayetin sona ermesine neden olan temel durumları hem masaüstünde hem de mobilde uyumlu şekilde sunmaktadır.
| Sıra | Durum | Açıklama |
|---|---|---|
| 1 | Vesayete engel bir sebebin ortaya çıkması | Vasi hakkında, görevini sürdürmesine engel bir hukuki veya fiilî durum belirdiğinde vesayet görevi sona erer. |
| 2 | Vesayetten kaçınma sebeplerinin ortaya çıkması | Kanunda sayılan kaçınma nedenlerinden biri gerçekleştiğinde kişi vesayet görevini sürdürmekten muaf tutulabilir. |
| 3 | İyi bir nedenin bulunması | Haklı ve yerinde bir gerekçenin ortaya çıkması halinde mahkeme, vasi görevini sona erdirebilir. |
1. Vesayete Engel Bir Sebebin Ortaya Çıkması
Vasi hakkında görevi engelleyen hukuki veya fiilî bir durum ortaya çıktığında vesayet kendiliğinden sona erebilir.
2. Vesayetten Kaçınma Sebeplerinin Ortaya Çıkması
Kanunda belirtilen kaçınma gerekçelerinden biri gerçekleşirse vasi görevi kendisine yüklenemez veya devam ettirilemez.
3. İyi Bir Nedenin Bulunması
Mahkemenin haklı bir gerekçe görmesi durumunda vesayet görevi sonlandırılabilir.
Vasiliğe Engel Bir Durumun Ortaya Çıkması
TMK’nın 481. maddesine göre vasi, vesayete engel olması halinde görevinden istifa etmek zorundadır. Vesayetin önündeki engeller TMK’nın 418. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili karara göre;
- Sınırlılar (kısıtlılar),
- Kamu görevinden uzaklaştırılan veya onursuz bir yaşam sürenler,
- Vasi olarak atanacak kişinin menfaatinde önemli menfaati bulunan veya kendisine düşmanlık edenler,
- İlgili vesayet dairelerinin hakimleri vasi olarak atanamaz.
Kaçınma Sebebinin Ortaya Çıkması
TMK 481/2 maddesine göre, vesayetten kaçınma sebeplerinden bir veya birkaçının ortaya çıkması halinde vasi, görev süresi dolmadan görevden alınmasını isteyebilir; ancak önemli sebeplerin varlığında görevine devam etmek zorundadır. TMK’nın 417. maddesine göre;
Vesayetten Kaçınma Sebepleri
Türk Medeni Kanunu’na göre bazı kişiler, yaşları, sağlık durumları veya kamu görevleri nedeniyle vesayet görevi kabul etmekten kaçınabilir. Aşağıdaki tablo, vesayetten kaçınma sebeplerini madde madde ve özet açıklamalarıyla birlikte göstermektedir.
| Sıra | Kişi Grubu | Açıklama |
|---|---|---|
| 1 | Altmış beş yaşını doldurmuş olanlar | İleri yaş nedeniyle vesayet görevinin gerektirdiği fiziksel ve zihinsel yükümlülükleri üstlenmekte zorlanabilecekleri kabul edilir. |
| 2 | Bedensel engeli veya sürekli hastalığı nedeniyle bu işi yapamayanlar | Sağlık durumu vesayet görevini yerine getirmeye elverişli olmayan kişiler, görevi kabul etmekten kaçınabilir. |
| 3 | Dörtten fazla çocuğu olan ebeveynler | Ailevi yükümlülükleri ağır olan ebeveynlerin, ek olarak vesayet göreviyle sorumlu tutulmaması amaçlanır. |
| 4 | Vesayet görevi bulunanlar | Halihazırda vesayet görevi üstlenen kişiler, ek bir vesayet göreviyle aşırı yük altına sokulmaz. |
| 5 | Cumhurbaşkanı, TBMM ve Bakanlar Kurulu üyeleri, hakim ve savcılar | Kamu gücünü kullanan bu kişiler, görevlerinin niteliği gereği vesayet görevi kabul etmekten muaftır. |
Altmış Beş Yaşını Doldurmuş Olanlar
İleri yaş sebebiyle vesayet görevinin gerektirdiği sorumluluk ve yükümlülüklerin üstlenmesi zorlaşabileceği için bu kişiler vesayet kabul etmekten kaçınabilir.
Bedensel Engeli veya Sürekli Hastalığı Olanlar
Sağlık durumu vesayet görevini düzenli ve etkin biçimde yürütmeye elverişli olmayanlar, kanunen vesayet görevini üstlenmeme hakkına sahiptir.
Dörtten Fazla Çocuğu Olan Ebeveynler
Yoğun aile sorumlulukları bulunan ebeveynlerin, ilave vesayet görevi ile daha fazla yük altına alınmaması için kaçınma sebebi tanınmıştır.
Hâlihazırda Vesayet Görevi Bulunanlar
Zaten bir kişi üzerinde vesayet görevi yürüten kimseler, ikinci bir vesayet görevi üstlenmekten kaçınabilir; böylece hem kısıtlının hem de vasinin menfaati korunur.
Cumhurbaşkanı, TBMM Üyeleri, Bakanlar, Hakim ve Savcılar
Yoğun kamu görevi ve tarafsızlık yükümlülüğü nedeniyle bu kişiler için vesayet görevi kabul etmeme imkânı tanınmıştır.
Haklı Sebebin Ortaya Çıkması
Vasi haklı bir sebebe ihtiyaç duyarsa, vazifeden istifade edebilir. Görevi sırasında eğitim ya da kariyeri için yurt dışına gitmek durumunda kalması vesayet makamı görevden alınmasını isteyebilir.
Vasinin Görevden Alınması
Vasinin görevden alınması, vesayet makamının vasi olarak atanmış kişinin görevini gereği gibi yerine getirmediğini, kısıtlının menfaatlerini zedelediğini veya hukuki yükümlülüklerine aykırı davrandığını tespit etmesi hâlinde gerçekleşir. Mahkeme; kötüye kullanım, ihmal, çıkar çatışması, güven kaybı veya hesap verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi gibi nedenlerle vasiyi görevden alabilir. Bu süreçte temel amaç, kısıtlının hak ve menfaatlerini korumaktır. Görevden alma kararıyla birlikte mahkeme yeni bir vasi atanır ve vesayetin sağlıklı şekilde devamı sağlanır.
Vasinin Görevini Ağır Surette Aksatması
Vasi, görevlerini yerine getirirken gerekli özeni göstermelidir. Durum tespiti yapmamak, kişinin görevini ihmal etmesi anlamına gelir. Örneğin, vesayet altındaki kişinin eğitimine veya malına yeterince dikkat etmemesi, tedavisine dikkat etmemesi, kendine bakmaması örnek olarak verilebilir. Vasinin davranışı kusuru nedeniyle gerçekleşmemişse, görevden alınamaz.
Yetkileri Kötüye Kullanma
Vasinin yetkilerinin kötüye kullanılması da görevden alınma sebebidir. Gücün kötüye kullanılması ciddi ve kasıtlı olmalıdır. İşten çıkarılma sebebi, vasinin vesayet altındaki kişinin parasını kendi hesabına yatırması ve hesap vermemesi, kendi işi için harcaması ve vesayet dairelerinin iznine tabi işleri izinsiz yapmasıdır.
Güveni Sarsıcı Davranışta Bulunma
Vasinin özgüvenini sarsabilecek davranışlar da işten çıkarılma sebebidir. Vasi ile vesayet altındaki kişi arasındaki ve ayrıca vasi ile vesayet makamları arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, vasinin görevden alınması için bir koşuldur. Vasinin vesayet altındaki kişiye cinsel davranışta bulunması, dürüst olmayan bir yaşam sürmesi, sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmesi güveni zedeleyen davranışlara örnek olarak verilebilir.
Borç Ödemede Acze Düşme
Vasi kusurlu olsun veya olmasın, vasinin borcunu ödememesi işten çıkarılma sebebidir. Vasi aleyhine açılan icra takibinin etkisizliği, iflas kararı, malvarlığının borçları karşılama seviyesinin altına düşmesi vasinin ödeme güçlüğü çektiğini göstermektedir.
Görevi Yapmada Yetersiz Olma
TMK 483/2 maddesine göre; Vesayet altındaki kişinin menfaatleri, vasinin görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle tehlikeye girerse, vesayet makamı kusur olmasa bile vasiyi görevden alabilir. Bu düzenlemede takdir yetkisi hâkime verilmiştir. Vasinin, vesayet altındaki kişinin menfaatlerini tehlikeye atabilecek herhangi bir yetersizliği, görevden alınma sebebi yapılmıştır.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2005/17985 K. 2006/2658 T. 02.03.2006:
“Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Vesayet makamı, vesayet işlerini görmek için ergin bir kişiyi vasi olarak tayin eder. Ehil olmak yahut ergin olmak vasi olmak için başlı başına yeterli değildir. Vesayet makamı ayrıca vasi tayin edeceği kişinin şahsi kabiliyetini, becerilerini, ahlaki yapısını, yaşam biçimini de dikkate almak zorundadır.
Kural olarak bir kişi vasi olarak tayin edilir. Ancak işlerin durumu, malların başka yerlerde olmaları veya özel sebepler dikkate alınarak her biri ayrı işleri görmek veya birlikte bütün işleri yürütmek için birden çok kişi de vasi olarak atanabilir. Ancak bir vesayetin birlikte idaresi için atanacak birden çok vasinin rızaları aranmalıdır (MK m. 413).
Mahkemece; N. ve A.’nin babaları P.’e birlikte vasi atanmış ise de bu kişilerin rızaları alınmadığı gibi, birden çok vasi atanmasının sebebi de karar yerinde gösterilmemiştir. Açıklanan husus üzerinde durulmaması usul ve yasaya aykırıdır.”
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E. 2014/72 K. 2014/6746 T. 10.04.2014:
“Dava dilekçesinde, TMK.nun 405. maddesi gereği, birleşen dosyada ise TMK.nun 408. maddesi gereği vasi tayini istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, babasının Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi uyarınca kısıtlanmasını istemiş, birleşen dosyada ise kısıtlı adayı Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesi gereği kendisine vasi atanmasını istemiştir. Mahkemece kısıtlı adayının 408. madde gereği kısıtlanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece akıl sağlığı yönünden Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nden alınan 13.06.2013 tarihli sağlık kurulu raporunda; “akli melekelerinin tam ve yerinde denilemediğinin, atipik psikoz öntanısı düşünüldüğü, altı ay düzenli olmak şartı ile nörolojik ve psikiyatrik tedavisinin yapılması sonrasında vasi tayini gerekip gerekmediği hakkında kat’i kararın verilebileceği” bildirilmiştir.
Mahkemece öncelikle, kısıtlı adayı hakkında akıl sağlığı yönünden ön rapor doğrultusunda işlemler yapıldıktan sonra Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığı konusunda kat’i raporu alınıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile kısıtlı adayının 408. madde kapsamında kısıtlanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?
Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.
İlgili Yazılarımız;
- Vesayet
- Kusurluluk Nedir?
- Ayırt Etme Gücü
- Tam Ehliyetsizliğin Dava Ehliyetine Etkisi
- Zilyetlik (TMK m.973)
- Paylı Mülkiyet
- Yönetim Planı
- Gaiplik Kararı
- Kazai Rüşt Davası
- Vesayet Ve Vasi Tayini
Sık Sorulan Sorular -Vesayet

Sık Sorulan Sorular -Vesayet
Vesayet konusu, özellikle kısıtlı kişilerin haklarının korunması, vasi yetkilerinin sınırları, vesayetin süresi ve günlük yaşamda ne anlama geldiği gibi birçok alt başlık içerir. Google aramalarında en çok “vesayet nedir”, “vasi ne yapabilir”, “vesayet kaç yıl geçerli” ve “kısıtlanan kişi neler yapamaz” gibi pratik sorular öne çıkmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki bölümde, arama sonuçlarında yer alan tüm ifadeler kelime sıraları korunarak soruya dönüştürülmüş ve her biri kapsamlı fakat anlaşılır açıklamalarla cevaplanmıştır. Böylece vesayet sistemini ve uygulamadaki karşılıklarını hızlıca öğrenebilmeniz amaçlanmıştır.
Vesayet kısaca nedir?
Vesayet, kendi işlerini yürütemeyecek durumda olan kişilerin korunması amacıyla devlet tarafından uygulanan hukuki bir kurumdur. Bu sistemde kişiye bir vasi atanır ve vasi, kısıtlının haklarını yerine getirmesine yardımcı olur. Vesayet, kişinin menfaatleri ve güvenliği için gerekli görüldüğünde uygulanır. Mahkeme kararı olmadan vesayet kurulamaz.
Devlette vesayet nedir?
Devlette vesayet, idarenin belirli kurum ve kuruluşlar üzerinde denetim yetkisine sahip olmasını ifade eder. Bu tür vesayet, kamu düzenini sağlamak ve idari yapı içinde uyumu korumak için kullanılır. Ancak idari vesayet bireyler için değil, kurumlar için geçerlidir. Hukuki vesayet ise tamamen bireylerin korunmasına yöneliktir.
Vesayet ile vasi arasındaki fark nedir?
Vesayet bir hukuki kurumken, vasi bu kurum kapsamında görevlendirilen kişidir. Yani vesayet sistemdir; vasi ise bu sistem içinde yetkileri kullanan kişidir. Vasi, mahkeme tarafından atanır ve kısıtlının menfaatini korumakla yükümlüdür. Dolayısıyla biri süreç, diğeri görevi üstlenen kişidir.
Vesayet yetkisi ne demek?
Vesayet yetkisi, vasiye kısıtlının hukuki ve mali işlemlerinde karar verme hakkı tanıyan yetkilerdir. Bu yetkiler, mahkeme tarafından belirlenmiş sınırlar içinde kullanılır. Vasi, kısıtlının malvarlığı ve kişisel hakları konusunda sorumlu davranmak zorundadır. Vesayet makamı bu yetkinin kötüye kullanılmasını engellemek için denetim yapar.
Vesayet 2 yıl sonra ne olur?
Vesayet 2 yıl sonra kendiliğinden sona ermez; mahkeme tarafından yeniden değerlendirilir. Kısıtlı kişinin durumu düzelmişse vesayet kaldırılabilir. Ancak kişinin korunmaya hâlâ ihtiyacı varsa vesayet devam eder. Her durumda mahkemenin karar vermesi şarttır.
Vasi, vesayet altındaki bir kişinin bankadaki parasını çekebilir mi?
Vasi, mahkemenin izin verdiği ölçüde kısıtlının banka hesapları üzerinde işlem yapabilir. Büyük tutarlı çekimlerde çoğu zaman mahkeme izni gerekir. Bu düzenleme, kısıtlının malvarlığının korunması için yapılmıştır. Vasi keyfi olarak hesapları kullanamaz.
Vesayet kaç yıl geçerli?
Vesayet süresi belirli bir yılla sınırlı değildir; kısıtlı kişinin durumuna göre devam eder. Kişinin iyileşmesi hâlinde vesayet kaldırılabilir. Düzenli aralıklarla mahkeme değerlendirmesi yapılır. Vesayetin süresi tamamen kısıtlının ihtiyaçlarına bağlıdır.
Vesayet altındaki kişinin mirası ne olur?
Vesayet altındaki kişinin miras hakkı aynen devam eder. Vasi, kısıtlının miras işlemlerini yürütür ancak mahkeme denetimi vardır. Kısıtlının mirası üzerinde tasarruf yetkisi sınırlıdır. Ama hiçbir şekilde miras hakkından mahrum kalmaz.
Vasi maaşı ne kadar?
Vasi maaşı, görev yaptığı süre ve iş yüküne göre mahkeme tarafından belirlenebilir. Bu ücret kısıtlının malvarlığı üzerinden karşılanır. Ancak her vasi maaş almaz; sadece gerekli görülen durumlarda ödeme yapılır. Ücretin amacı vasinin harcadığı emeği karşılamaktır.
Vasi atanan kişi neler yapamaz?
Vasi atanan kişi büyük mali işlemleri kendi başına yapamaz. Evlilik, taşınmaz satışı, yüksek meblağlı harcamalar gibi işlemler mahkeme iznine tabidir. Bu düzenleme kişinin korunmasını amaçlar. Günlük basit işlemler ise serbesttir.
Kısıtlanan kişi neleri yapamaz?
Kısıtlanan kişi, malvarlığı üzerinde geniş tasarruflarda bulunamaz. Banka hareketleri, taşınmaz satışları ve büyük borçlanmalar için vasi veya mahkeme izni gerekir. Bunun dışında temel medeni hakları devam eder. Amaç kişinin zarar görmesini önlemektir.
Kimler vesayet altına alınır?
Akıl hastalığı, zihinsel engellilik, savurganlık, bağımlılık veya yaşlılık gibi nedenlerle kendi işlerini yönetemeyen kişiler vesayet altına alınabilir. Ayrıca kendi isteğiyle kısıtlama talep eden kişiler de hukuken vesayet kapsamına girebilir. Mahkeme, kişinin menfaatini korumak için bu kararı verir. Her durumda detaylı bir değerlendirme yapılır.
Vesait ne demek hukuk?
Vesait, hukukta bir konunun tamamlayıcı araçlarını veya yardımcı kurumlarını ifade eder. Vesayet sistemiyle karıştırılmamalıdır. Daha çok idari ve mali düzenlemelerde kullanılan teknik bir terimdir. Günlük hukuk uygulamalarında sınırlı bir kullanım alanı vardır.
Velayet tanımı nedir?
Velayet, küçük çocukların bakım, eğitim ve korunmasından sorumlu olan ebeveyn yetkisidir. Vesayetten farklı olarak velayet anne ve baba tarafından kullanılır. Vesayet ise hâkim tarafından atanmış vasiye verilen görevdir. İki kurum farklı amaçlara hizmet eder.
Vesayet nedir TDK?
TDK’ya göre vesayet, bir kimsenin veya kurumun bir başkası üzerinde koruma ve gözetim yetkisi kullanmasıdır. Bu tanım hem hukuki vesayeti hem de idari vesayeti kapsar. Terimin temel anlamı koruma ve denetimdir. Hukukta ise daha teknik bir karşılığa sahiptir.
Vesayet ne demek tarih?
Tarihte vesayet, bir devletin başka bir devlet üzerinde gözetim veya himaye yetkisi kurmasını ifade eder. Özellikle sömürge yönetimleri bu kapsamda değerlendirilir. Hukuktaki bireysel vesayetle doğrudan ilişkili değildir. Ancak kavramın kökeni tarihsel vesayet uygulamalarından gelir.