İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
Borçlunun Temerrüdü 2026

Borçlunun temerrüdü hükümleri TBK m. 117—126 maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlunun Temerrüdü, borç ilişkisinde borçlunun edimini süresinde ve gereği gibi yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan hukuki bir durumdur. Bu temerrüt hâli, alacaklıya çeşitli haklar tanırken borçluya da ek sorumluluklar yükler. Temerrüdün oluşabilmesi için borcun muaccel olması, alacaklının borçluya uygun bir ifa imkânı tanıması ve borçlunun buna rağmen edimi sunmamış olması gerekir. Uygulamada faiz, tazminat ve sözleşmenin feshi gibi sonuçlar doğurabilen Borçlunun Temerrüdü, hem borç ilişkilerinde hem de sözleşmesel uyuşmazlıklarda en sık karşılaşılan hukuki kavramlardan biridir.

İçindekiler

Borçlunun Temerrüdü Nedir?

Borçlunun Temerrüdü Nedir?

Borçlunun Temerrüdü Nedir?

Temerrüd, borçlunun borcunu ödememekte veya alacaklının alacağını almamakta direnmesi olarak da ifade edilmektedir. Borç ilişkisinin amacına ulaşmasını engelleyen tarafa göre temerrüt, borçlu temerrüdü ve alacaklı temerrüdü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

“Borçlu temerrüdü” kanuni bir tanım yer almaması sebebiyle farklı şekillerde tanımlanmıştır. Yargıtay borçlu temerrüdünün kanunda tanımlanmadığını ifade ederek; borçlu temerrüdünü ifası mümkün bir borcun borçlu tarafından yasal bir engel bulunmamasına rağmen zamanında ifa edilmemesi şeklinde tanımlamaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; borçlu temerrüdünün gerçekleşebilmesi için, ifanın mümkün olması, borcun muaccel hale gelmesi ve uygun bir ihtar gerekmekte bununla birlikte; alacaklının temerrütte bulunmaması ve borçlunun, kendisine ifadan kaçınma yetkisi veren bir def’i ileri sürmemiş olması gerekmektedir.

Borçlunun Temerrüdünün Şartları Nelerdir?

Borçlunun temerrüdünün şartları, borç ilişkisinde gecikmenin hukuki sonuç doğurabilmesi için belirli unsurların gerçekleşmesini gerektirir. Öncelikle borcun muaccel hâle gelmiş olması yani ifa zamanının gelmiş bulunması gerekir. Alacaklı, borçlunun edimi yerine getirebilmesi için uygun bir ifa imkânı tanımış olmalıdır. Son olarak borçlu, bu imkâna rağmen edimini süresinde yerine getirmemişse temerrüt gerçekleşir ve borçlu gecikmenin tüm sonuçlarından sorumlu olur.

Edimin İfasının Mümkün Olması

Temerrüdün ilk şartı, zamanında ifa edilmemiş olan edimin ifasının mümkün olmasıdır. Temerrüt kavramı yalın haliyle borcun ifasının mümkün olmasına rağmen ifada gecikilmiş olmasını karşıladığından, ifanın mümkün olması temerrüdün doğal şartıdır. Edimin ifası mümkün olduğu takdirde temerrüt gerçekleşir; aksi halde imkansızlık durumu ortaya çıkar ve temerrüt ile imkansızlık bir arada bulunamayan iki ayrı kurumdur. Edimin imkansız hale gelmesi ile birlikte, borçlunun ifa yükümlülüğü ile birlikte temerrüt hali de sona ermiş olur ve ifa yerine borçlunun zarar ve ziyanı karşılama yükümlülüğü geçer.           

Borcun Muaccel Olması

Muacceliyet, temerrüdün zaman ile ilgili olan şartıdır. Muacceliyet anı, alacaklının alacak hakkının talep hakkına dönüştüğü, başka bir ifadeyle alacaklının ifayı talep hakkını kullanabileceği ve borçlunun ifada bulunmaktan kaçınamayacağı zaman noktasını ifade eder. Bu bakımdan muaccel hale gelen bir borcun, vadesi gelmiş ve ifa için artık herhangi bir süre söz konusu olmadığından; alacaklı borçluyu ifaya zorlayabilmek için artık bir süre daha beklemek mecburiyetinde değildir ve borçlu da ifayı temerrüde düşmeden bir süre daha geciktiremez durumdadır. Muacceliyet aynı zamanda ifanın şartı olan zamanı ifade etmektedir. Bundan çıkan sonuca göre; alacaklı muacceliyet anından daha geç bir zamanda yerine getirilen bir edimi, ifa olarak kabul etmeye zorlanamayacaktır.

Borcun muaccel olması bakımından incelenecek ilk hal, tarafların anlaşması yoluyla ifa zamanının belirlenmesidir. Taraflar ifa zamanını, sözleşmeyi yaptıkları sırada belirleyebilirler. Tarafların vadeyi belirlediği edim, sözleşmeden doğmuş olabileceği gibi sebepsiz zenginleşme veya haksız fiilden doğmuş da olabilir. İfa zamanı mutlak veya nispi olarak belirlenebilir. İfa zamanının mutlak olarak belirlenmesi, doğrudan doğruya belirli bir ifa günü veya tarihinin belirlenmesi şeklinde olabileceği gibi; kesin olan ifa zamanının ancak belirli ek bilgilerin göz önünde tutulması yoluyla, diğer bir ifadeyle hesaben belirlenebilir şekilde, dolaylı olarak da belirlenmesi söz konusu olabilir.

İfa zamanının belirlenmesi, sözleşme ile taraflardan birine veya üçüncü kişiye bırakılmış olabilir. Borcun ifa zamanını belirleme hakkının sözleşme taraflarından birine yahut bir üçüncü kişiye verilmesinde; vadeyi belirleme hakkı yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bu hak karşı tarafa muacceliyet ihbarında bulunmak suretiyle kullanılır. Bu hallerde, muacceliyet ihbarında borçluya bir süre tanınmış ise, sürenin dolduğu günü izleyen gün; süre tanınmamış ise, ihbarın borçluya ulaştığı gün borç muaccel hale gelir.

Alacaklının İfayı Kabule Hazır Olması

Alacaklı, borçlunun edimi ifa teklifini kabule hazır olmalı ve edimin ifası için gerekli hazırlık fiillerini yapmış olmalıdır. Alacaklının kabul etmeyi beyan ettiği edimi borçlunun rızası olmaksızın kabul etmekten kaçınmakta hakkı bulunmamaktadır; çünkü alacaklı da bu bağlamda borçlunun borçlusudur.

Alacaklının ifayı kabule hazır olmaması halinde, akla ilk gelen hukuki kurum alacaklının temerrüdüdür. Alacaklının borcun ifasını sağlamak üzere ön hazırlık yapması gereken durumlarda, bu hazırlıkları yapmaması; borçlunun ifa teklifini haklı bir sebep olmaksızın kabulden kaçınması veya ifayı kabule hazır bulunmaması hallerinde, alacaklı temerrüde düşer. Alacaklı temerrüdünün olduğu yerde de borçlunun temerrüde düşmesi söz konusu olamaz.

Borçlunun Edimi İfadan Kaçınma Hakkının Bulunmaması

Borçlunun TBK m. 97’ye göre, edimi ifadan kaçınma hakkı varsa ve bu hakka dayanarak ödemezlik def’ini ileri sürerse; borçlunun ifadan kaçınması borca aykırılık teşkil etmeyeceğinden borçlu temerrüde düşmez.

TBK m. 97’ye göre, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede borç altına girenin, karşı edimin kendisine ifa edilmesi veya ifasının teklif edilmesi anına kadar sahip olduğu edimi ifadan kaçınma hakkı; akdin ifa edilmediği def’i veya ödemezlik def’i olarak adlandırılmaktadır.

Borçluya edimi ifadan kaçınma hakkı veren diğer bir hüküm TBK m. 98’dir. TBK m.98/I’ e göre, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, önceden ifa ile yükümlü tarafa bazı hallerde edimi ifadan kaçınma hakkı bu düzenleme ile verilmiştir. Alacaklının borç ödemede güçsüzlüğe düştüğü hallerde, ifa zamanı gelen borçlunun hakkı tehlikeye düştüğü takdirde borçlunun ifadan kaçınması mümkün olup bu takdirde, ifadan kaçınan borçlu temerrüde düşmeyecektir.

Son olarak TBK m. 138’de aşırı ifa güçlüğü düzenlenmiştir. Tarafların sözleşmeyi yaptığı sırada öngöremediği veya öngörmelerinin beklenmediği ve borçludan da kaynaklanmayan olağanüstü bir durum ortaya çıktığında; borçluya edimi ifa etmek yerine başka imkanlara başvurma hakkı tanınmıştır. Borçlunun TBK m. 138 hükmünden yararlanabilmesi için, ortaya çıkan olgunun borçlu aleyhine, borçludan ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede değişmiş olması gerekmektedir. Bu koşullar gerçekleştiği takdirde, borçlu hakimden sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını talep edebileceği gibi, uyarlama mümkün olmadığı takdirde ise sözleşmeden dönme imkanına sahiptir.

Detaylı Bilgi: Vesayet 2026 Rehberi

Alacaklının Borçluya İhtarda Bulunmuş Olması

Alacaklının Borçluya İhtarda Bulunmuş Olması

Alacaklının Borçluya İhtarda Bulunmuş Olması

Borçlunun, muaccel bir borcu ifa yükümlülüğü, ancak alacaklının edimi ifayı talep etmesi halinde doğduğundan; ihtarın gerekli olduğu durumlarda; muaccel hale gelmiş borcu ifa etmeyen borçlu, salt bu haliyle borca aykırı davranmış değildir. Alacaklının, borçlunun edimi zamanında yerine getirmemesine karşılık sessiz kalması halinde temerrüt söz konusu olamaz. Çünkü alacaklının sessiz kalması, alacaklının gecikme nedeniyle bir zarara uğramadığına, edimin hemen ifasında menfaati bulunmadığına ve borçluya bir zaman tanıdığına karine teşkil etmektedir.

Borçluya ihtarda bulunulmadığı takdirde, alacaklının henüz ifayı istemediği, ifa etmeme durumuna bir itirazı olmadığı veya borçluya ifa hususunda vade verdiği yönünde bir yorum yapılabilir. Diğer taraftan, ihtar şartının aranmadığı haller için aynı saptamayı yapmak mümkün değildir. Çünkü ihtarın gerekli olmadığı durumlarda diğer şartlar da mevcutsa, muaccel borcu ifa etmeyen borçlu, borç ilişkisinden doğan yükümlülük ve ödevlerini ihlal etmiş sayılır.

No İhtara Gerek Bulunmayan Haller
1 Taraflar anlaşarak borcun ifa edileceği günü belirlemişse ihtara gerek yoktur. Belirlenen tarihte ifa edilmeyen borç, ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluşturur.
2 Vade belirlenmemiş ancak taraflardan birine ifa gününü belirleme yetkisi tanınmışsa; muacceliyet bildirimi ile oluşan vadede borcun ifa edilmemesi hâlinde ihtara gerek olmaksızın temerrüt meydana gelir.
3 Haksız fiilden doğan borçlarda, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte borçlu herhangi bir ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.
4 Sebepsiz zenginleşmede iyi niyetli zenginleşen, ancak ihtarla temerrüde düşebilir. Fakat kötü niyetli zenginleşen, zenginleşme anında ihtara gerek olmaksızın temerrüt hâlindedir.
5 Taraflar arasında yapılacak sözleşme veya kanun hükmü ile ihtarın gerekliliği kaldırılmışsa borçlu, ihtara gerek olmadan temerrüde düşebilir.
6 İhtar yapılmasının dürüstlük kuralına göre beklenemeyeceği hallerde borçlunun ihtara gerek kalmadan temerrüde düştüğü kabul edilir. Örneğin, borcun ifa edilmesi gereken zamanı alacaklıdan gizleyen borçlu, ihtara gerek kalmaksızın temerrüt sorumluluğu altına girer.

Borçlunun Temerrüdünün Sonuçları Nelerdir?

Borçlunun temerrüdünün sonuçları, borçlunun edimini süresinde yerine getirmemesi nedeniyle hem alacaklıya ek haklar tanıyan hem de borçluya çeşitli sorumluluklar yükleyen hukuki yaptırımlardır. Temerrüt hâli, gecikme faizinin doğmasından tazminat sorumluluğuna, hatta bazı durumlarda sözleşmenin feshedilmesine kadar uzanan geniş etkilere sahiptir. Bu sonuçlar, borç ilişkisinin niteliğine ve gecikmenin alacaklı üzerindeki etkisine göre değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla temerrüt, borçlu açısından sadece bir gecikme değil, önemli mali ve hukuki sonuçlar doğuran bir durumdur.

Aynen İfa Yükümlülüğü

Aynen ifa yaptırımı, kanuna uygun olarak kurulmuş bir sözleşmenin ifa edileceği yönünde bir ilke olan ahde vefa ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkeye göre sözleşmenin tarafları, kurulan sözleşme ilişkisi ile bağlı olup borçlandıkları edimi yerine getirmekle yükümlüdürler.

Kural olarak alacaklı, aynen ifa mümkün oldukça, aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden dolayı tazminat isteyemez. Aynen ifa yerine tazminat isteme hakkı, yalnızca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, belirli şartların gerçekleşmesi üzerine, borçlunun temerrüde düşmesi haline özgülenmiştir.

Gecikmeden Doğan Zararlardan Sorumluluk

Alacaklı, borçlanılan edimin geç ifa edilmesi sebebiyle zarara uğramış olabilir. Alacaklı edimin aynen ifasının yanında gecikmeden kaynaklanan zararının da tazmin edilmesini borçludan talep edebilecektir. Gecikme tazminatı, alacaklının ifayı zamanında elde etmedeki çıkarını sağlamaya yöneliktir.

Alacaklının borçludan gecikme tazminatı talep edebilmesi için öncelikle bir zararının mevcut olması gerekir. İsviçre- Türk hukukunda zarar, kişinin arzusu dışında malvarlığının aktifinde meydana gelen azalma, pasifinde meydana gelen artma veya yoksun kaldığı karlar olarak tanımlanmaktadır. Zararın miktarının tespiti fark teorisine göre yapılır. Zarar gören tarafın mevcut malvarlığı ile zarar veren olay gerçekleşmeseydi malvarlığının içinde bulunacağı durum karşılaştırılır. Buna göre gecikme zararı, borçlunun edimin zamanında ifa etmiş olsaydı alacaklının malvarlığının içinde bulunacağı durum ile ifanın geç yapılmış olması dolayısıyla alacaklının malvarlığının mevcut durumu arasındaki fark, diğer bir ifadeyle borcun geç ifa edilmesinden doğan zarar olarak tanımlanabilir. Gecikme zararının varlığını ve miktarını ispat yükü alacaklıda olup, alacaklı temerrüt nedeniyle zarara uğradığını her türlü delil ile ispatlayabilir.

Alacaklının gecikme tazminatı talep edebilmesi için, borçlunun temerrüde düşmüş ve kendisinin de zarara uğramış olması yeterli değildir. Ayrıca bu zarar ile ifanın gecikmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Dolayısıyla borçlunun sorumlu tutulacağı zarar belirlenirken, geç ifanın somut olayda meydana getirmeye niteliği icabı elverişli olduğu zararlar dikkate alınır.

Alacaklının gecikme tazminatı talep edebilmesinde aranacak diğer şart borçlunun kusurudur. Borçlunun gecikme tazminatı ödemesi, borçlu temerrüdünün kusura dayanan sonuçlarındandır. Temerrüde düşen borçlu, hafif de olsa ağır da olsa her türlü kusurundan sorumludur. Borçlunun hafif ihmalinden dolayı bir zarar meydana gelmiş dahi olsa sorumlu olacaktır.

Beklenmedik Halden Sorumluluk

Borçlunun sorumluluğu kural olarak kusur esasına dayanmasına karşılık, borçlu temerrüde düştüğü takdirde sorumluluğunun kapsamı genişlemekte ve borçlu kusuru dışında meydana gelen zararları da yüklenmektedir. TBK m. 119’da düzenlenen bu sonuca göre, temerrüde düşen borçlu temerrüt sırasında edim konusunun beklenmedik bir halden dolayı telef olmasından, bozulmasından, kötüleşmesinden veya malın iktisadi değerinin azalmasından sorumludur. Bu düzenleme ile temerrüde düşen borçlu için öngörülen ağırlaştırılmış bir tazminat yükümlülüğüdür; çünkü borçlu yalnızca temerrüdün sonucu olan zararlardan (gecikme tazminatı) değil, ayrıca temerrüt sırasında meydana gelen zararlardan da sorumlu tutulmuştur.

Beklenmeyen hal, hayatın olağan akışından çıkması beklenebilecek tesadüfler sınırını aşan ve elden gelen tüm önlemlere başvurulsa dahi borçlu tarafından önlenemeyen olgulardan oluşur. Beklenmedik hal; borca aykırı davranışla illiyet bağını kesen mücbir sebep ile borçlunun gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen engel olamayacağı durumları ifade eden ve sorumluluğu ortadan kaldıran kazayı, başka bir ifadeyle umulmayan olayı kapsayan bir üst kavramdır. Bu kapsamıyla, beklenmedik haller esasında bir kusursuz imkansızlık nedeni olduğundan, beklenmedik haller nedeniyle ifanın tamamen veya kısmen ifa edilemeyecek olması halinde; borçlu bu durumu ispat ederek borçtan kurtulur.

TBK m. 136 düzenlemesine göre, kural olarak borçlunun kusuru olmadan ortaya çıkan bir sebeple ifa imkansız hale gelmiş ise borçlu borçtan kurtulur. Temerrüde düşen borçlu bakımından ise prensip olarak, bu genel kural uygulanmaz ve edim konusuna kazayla gelecek olan zararlardan dahi mütemerrit borçlu kural olarak sorumlu olur.

Para Borçlarında Temerrüt Faizi Ödeme Yükümlülüğü

Borcun konusu belirli yahut belirlenebilir bir para meblağı ifade eden mali gücün alacaklıya aktarılması yükümlülüğünü ifade ediyorsa, para borcunun varlığından söz edilir. Temerrüt faizi, kaynağı ister sözleşme ister sebepsiz zenginleşme yahut haksız fiil olsun yalnızca para borçlarında temerrüde düşülmesine özgü bir yükümlülüktür. Para borcu dışındaki borçlarda, edimin değeri parasal olarak ifade edilse bile temerrüt faizi bu edimler bakımından uygulanmaz. Diğer taraftan para borcunun doğduğu sözleşme, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme bile olsa, temerrüdün para borçlarına ilişkin genel hükümleri aynen uygulama alanı bulabilecektir.

TBK m. 120’ de para borcunu ödemede temerrüde düşen borçlunun temerrüt faizi ödeyeceği belirtilmiştir. Para borçlarının zamanında ifa edilmemesi hem alacaklı hem de borçlu bakımından iki ayrı sonuç doğurmaktadır. Öncelikle borçlu alacaklının parasını elinde bulundurmak suretiyle, alacaklının temerrüt süresince bu parayı kullanarak ekonomik menfaat elde etme, parayı değerlendirme imkanından yoksun kalmasına sebep olmakta; ayrıca borçlu bu parayı elinde bulundurduğu sürece faiz geliri elde edebileceği gibi, bir gelir elde etmese dahi karşılıksız kredi sağlayan konumunda olmaktadır.

Temerrüt faizi yasal bir faiz olup, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü doğar doğmaz muaccel hale gelir; temerrüt faizi ödeme borcunun doğması için borçlunun temerrüde düşmüş olması ve sözleşme konusunun bir miktar paradan oluşması gerekli ve yeterlidir. Dolayısıyla para borçlarında temerrüde düşen borçlunun temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünün doğması bakımından, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olup olmaması önem taşımamaktadır. Hatta borçlu kusursuzluğunu ispat etmiş olsa dahi temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Temerrüt faizi paranın bir ödeme aracı olmasının yanı sıra, yatırım aracı da olması özelliği sebebiyle; alacaklının paranın kullanma karşılığı olan faizinden yoksun kalmasının karşılığı olan asgari zarar kalemini karşılamaktadır.

Para Borçlarında Aşkın Zarardan Sorumluluk

Kanun koyucu, borçlunun temerrüde düşmesi sebebiyle alacaklının uğradığı zararı ilk planda temerrüt faizi ile gidermeyi amaçlamış; alacaklının zarara uğradığını ve borçlunun kusurlu olduğunu ispatlamaksızın, zararını elde edeceği temerrüt faizi ile gidermesini öngörmüştür. Diğer taraftan para borçlarında borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının uğramış olduğu zarar, temerrüt faizinden fazla olabilir; bu zarara aşkın zarar (munzam zarar) adı verilmektedir. Aşkın zarar temerrütten kaynaklanan, fakat temerrüt faizi ile karşılanamayan zarar olup; borçlunun temerrüde düştüğü andan fiili ödeme tarihine kadarki süreçte gerçekleşen zararı kapsamaktadır. Aşkın zarar, tıpkı temerrüt faizinde olduğu gibi, kaynağı ne olursa olsun para borçlarında söz konusu olmaktadır.

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları

YARGITAY İLKELERİ ÖZET MODÜLÜ

Sebepsiz Zenginleşmede Temerrüt & Gecikme Tazminatı – Gecikme Cezası

Aşağıdaki kartlar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ve 23. Hukuk Dairesi’nin iki önemli kararını; sebepsiz zenginleşmede faiz ve temerrüt ile eser sözleşmelerinde gecikme tazminatı–cezai şart ayrımı bakımından pratik ve anlaşılır bir biçimde özetlemektedir.

BK / TBK – Eser & Sebepsiz Zenginleşme
Pratik Not Kartı
Sebepsiz Zenginleşme & Temerrüt Faizi

Sebepsiz Zenginleşmede Temerrüt ve İşlemiş Faiz Yarg. 3. HD, 05.02.2014, E. 2013/16953, K. 2014/1581

Karar, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda faiz işletilebilmesi için yalnızca alacağın muaccel olmasının yeterli olmadığını; ayrıca borçlunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşürülmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır.

1. Temerrüt Şartı ve İhtar Zorunluluğu

818 sayılı BK m. 101/2 (TBK m. 117) uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Sebepsiz zenginleşen kişi ister iyi niyetli ister kötü niyetli olsun, kendisinden iade talep edilmeden önce temerrüde düşmüş sayılmasına ilişkin bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle sebepsiz zenginleşme kaynaklı alacakta faiz yürütülebilmesi için hem alacağın muaccel olması hem de alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunludur.

2. Takipte İşlemiş Faiz Talebi ve İtirazın İptali Davası

Davacı vekili icra takibinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz de talep etmiş, davalı ise alacağa, faize ve ferilerine topluca itiraz etmiştir. Bu durumda açılan davada takip tarihine kadar işlemiş faizin de talep edildiği kabul edilir.

Ancak mahkemenin, takipten önce borçlunun ihtarla temerrüde düşürülüp düşürülmediğini ve düşürülmüş ise bunun tarihini tespit etmeden, işlemiş faiz yönünden davayı tamamen kabul etmesi doğru bulunmamıştır.

3. İcra İnkar Tazminatının Hesaplanması

İİK m. 67/2 gereğince icra inkar tazminatı yalnızca asıl alacak üzerinden hükmedilebilir. Somut olayda, dava tarihinden önce davalı tarafından 23.000 TL ödeme yapılmış; bu nedenle geriye kalan 1.750 TL asıl alacak yönünden inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemenin takipteki ilk asıl alacak tutarını esas alması bozma sebebi yapılmıştır.

Temerrüt için ihtar şart Sebepsiz zenginleşme & faiz İcra inkar tazminatı – asıl alacak
Pratik Not: Sebepsiz zenginleşmede faiz isteyeceğiniz dosyalarda, borçluyu açık ve usulüne uygun bir ihtarla temerrüde düşürdüğünüz tarihi ispatlayabilecek belgeleri dosyada mutlaka bulundurun; icra inkar tazminatı talebinde ise ödemeler sonrası kalan asıl alacak tutarını esas alın.

Dayanak: 818 sayılı BK m. 101/2 (6098 sayılı TBK m. 117), İİK m. 67/2

Eser Sözleşmesi – Gecikme Tazminatı & Cezai Şart

Gecikme Tazminatı ile Gecikme Cezası Arasındaki Ayrım Yarg. 23. HD, 06.12.2012, E. 2012/5327, K. 2012/7205

Karar, eser sözleşmelerinde yüklenicinin edimini geç ifa etmesi hâlinde arsa sahibinin gecikme tazminatı talebinin kanundan doğan bağımsız bir hak olduğunu; buna karşılık gecikme cezasının (ifaya ekli cezai şart) fer’i nitelikte bulunduğunu ve eserin ihtirazi kayıt olmaksızın teslim alınmasıyla düşeceğini ortaya koymaktadır.

1. Gecikme Tazminatı – Kanundan Doğan Bağımsız Hak

  • Yüklenicinin edimini süresinde yerine getirmemesi hâlinde arsa sahibinin gecikmeden doğan tazminat talebi, BK m. 106 uyarınca kanundan doğan bir haktır.
  • Gecikme tazminatına, işin sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarihten bağımsız bölümün fiilen teslim edildiği tarihe kadar, ihtirazi kayıt aranmaksızın hükmedilebilir.
  • Sözleşmede gecikme tazminatı kararlaştırılmamış olsa dahi, zararın kanıtlanması kaydıyla, zamanaşımı süresi içinde, her zaman rayiç üzerinden istenebilir.

Sözleşmede ayrıca gecikme tazminatı öngörülmüşse, zarar ayrıca ispatlanmasa dahi tarafların baştan kabul ettiği gecikme zararı esas alınır ve bu hüküm tarafları bağlar.

2. Gecikme Cezası (İfaya Ekli Cezai Şart) – Fer’i Nitelik

BK m. 158/2’de düzenlenen gecikme cezası (ifaya ekli cezai şart), ortada fiilî bir zarar olmasa bile, yalnızca sözleşmede kararlaştırılmış ise istenebilir; aksi hâlde talep edilemez.

Cezai şart, asıl borca bağlı fer’i bir borç niteliğindedir. Eserin teslimi ile asıl borç sona erdiğinde (BK m. 113/1), fer’i nitelikteki gecikme cezası da düşer. Bu nedenle eseri teslim alırken, cezai şartı isteme hakkının saklı tutulduğunu gösteren ihtirazi kayıt ileri sürülmelidir (BK m. 158/son).

3. İhtirazi Kayıt Zorunluluğu – Tazminat ve Ceza Ayrımı

  • Gecikme tazminatı, asıl edim borcunun yanında bağımsız bir borçtur; fer’i nitelikte değildir.
  • Bu nedenle gecikme tazminatını talep edebilmek için eserin teslimi sırasında ihtirazi kayıt koymaya gerek yoktur.
  • Buna karşılık gecikme cezası (cezai şart) için, eseri teslim alırken cezai şart talep hakkının saklı tutulduğuna dair çekince beyanı şarttır.

Uygulama Açısından Kısa Özet

Eser sözleşmelerinde, teslimden sonra dahi gecikme tazminatı istenebileceği; ancak sözleşmede kararlaştırılmış gecikme cezasının, eserin ihtirazi kayıt olmaksızın teslim alınması hâlinde, asıl borçla birlikte sona ereceği kabul edilmektedir.

Eser sözleşmesi – arsa payı karşılığı inşaat Gecikme tazminatı – bağımsız borç Cezai şart – ihtirazi kayıt
Pratik Not: Teslim tutanaklarında, yalnızca cezai şart için “cezai şart talep hakkımız saklıdır” şeklinde açık bir ihtirazi kayıt düşülmesi, ileride cezai şart talebinin reddedilmesini önlemek açısından kritik öneme sahiptir. Gecikme tazminatı için ise teslim anında ayrıca çekince koymaya gerek bulunmamaktadır.

Dayanak: BK m. 106, 113, 158, 159

Detaylı Bilgi: Cebir Suçu 2026 Rehberi

Avukat Vekalet Ücreti Ne Kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir. Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer. Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.

İlgili Yazılarımız;

Sık Sorulan Sorular -Borçlunun Temerrüdü

Sık Sorulan Sorular -Borçlunun Temerrüdü

Sık Sorulan Sorular -Borçlunun Temerrüdü

Borçlunun temerrüdü, günlük hayatta en sık karşılaşılan borç uyuşmazlıklarından biridir ve bu durum hem alacaklı hem de borçlu açısından önemli sonuçlar doğurur. Google aramalarında özellikle “temerrüt faizi ne zaman başlar”, “borçlunun temerrüdü nedir”, “temerrüt düşmek ne anlama gelir” ve “satıcının temerrüdü nedir” gibi birçok pratik soru öne çıkmaktadır. Aşağıdaki bölümde, arama ifadeleri kelime sırası korunarak soruya dönüştürülmüş ve her biri 3–4 cümlelik açıklayıcı cevaplarla detaylandırılmıştır. Böylece temerrüt kavramının hem hukuki hem de uygulamadaki yönlerini hızlıca anlamanız amaçlanmıştır.

İcra takibinde borçlu ne zaman temerrüde düşer?

İcra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesiyle birlikte belirlenen süre içinde borcu ödemezse temerrüde düşer. Bu süre ilamsız takiplerde genellikle 7 gündür. Borç ödendiğinde temerrüt sona erer ve gecikme faizleri hesaplanır. Temerrüdün oluşmasıyla alacaklı daha güçlü hukuki haklara sahip olur.

Temerrüt faizi ne zaman başlar?

Temerrüt faizi, borçlunun ödemesi gereken tarihte borcu ifa etmemesiyle birlikte işlemeye başlar. Taraflar arasında bir vade belirlenmişse faiz vade gününde başlar. Eğer vade yoksa alacaklı borçluya ihtar gönderdiğinde faiz işlemeye başlar. Temerrüt faizi, borçlunun gecikmeden doğan zararını karşılamak amacı taşır.

Temerrüt faizi ödemezse ne olur?

Borçlu temerrüt faizini ödemezse alacaklı icra yoluna başvurabilir. Faiz borcun bir parçası hâline gelir ve toplam borç miktarı artar. Ödeme yapılmaması hâlinde haciz işlemleri gündeme gelebilir. Ayrıca borçlu, ek tazminat talepleriyle de karşılaşabilir.

Satıcının temerrüdü nedir?

Satıcının temerrüdü, satıcının sözleşmede belirlenen tarihte malı teslim etmemesi durumudur. Bu durumda alıcı, temerrüdün sonuçlarına göre seçimlik haklarını kullanabilir. Alıcı isterse sözleşmenin ifasını talep eder, isterse sözleşmeden dönebilir. Satıcının kusurlu olması hâlinde tazminat talebi de mümkündür.

Borçlunun temerrüdü nedir?

Borçlunun temerrüdü, borçlunun edimini vadesinde veya kendisine tanınan süre içinde yerine getirmemesi hâlidir. Bu durumda borçlu gecikmeden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Temerrüt, borcun geç de olsa yerine getirilmesine engel değildir ancak borçlu ekstra sorumluluk altına girer. Hukuken sıkı sonuçları olan bir kavramdır.

Temerrüt faizi yüzde kaçı aşamaz?

Temerrüt faizinin üst sınırı, kanun ve Merkez Bankası tarafından belirlenen oranlara tabidir. Taraflar sözleşmeyle daha yüksek bir oran kararlaştıramaz. Yasal sınırların aşılması hâlinde fazla kısım geçersiz olur. Bu düzenleme borçluyu aşırı faiz yükünden korumayı amaçlar.

Temerrüt düşmek ne anlama gelir?

Temerrüt düşmek, borçlunun temerrüt hâlinin ortadan kalkması anlamına gelir. Borçlu borcunu ödediğinde veya alacaklı gecikmeyi kabul ettiğinde temerrüt sona erer. Temerrüdün düşmesi, borçlu açısından faiz ve tazminat yükünün azalması anlamına gelir. Ancak geçmiş döneme ait faiz borcu devam edebilir.

1 günlük gecikme faizi nasıl hesaplanır?

1 günlük gecikme faizi, yıllık temerrüt faiz oranının borç tutarına ve gün sayısına göre orantılanmasıyla hesaplanır. Formül genellikle “borç × faiz oranı / 365” şeklindedir. Bu hesaplama yasal faiz veya ticari faiz türüne göre değişebilir. Doğru hesaplama için güncel faiz oranlarının bilinmesi gerekir.

Temerrüt faizi için zarar şart mı?

Temerrüt faizi için alacaklının zarara uğradığını ispatlaması gerekmez. Faiz, borçlunun geç ifa nedeniyle otomatik olarak ödemesi gereken bir yükümlülüktür. Çünkü kanun, gecikmenin alacaklı için zaten bir zarar oluşturduğunu varsayar. Ek zarar varsa ayrıca tazminat talep edilebilir.

Temerrüt faizi şu an ne kadar?

Temerrüt faizi oranı, yıllara göre değişen yasal düzenlemelere ve Merkez Bankası kararlarına göre belirlenir. Ticari işlerde oran genellikle daha yüksektir. En güncel oran Resmî Gazete’de veya Merkez Bankası tarafından açıklanır. Bu nedenle her yıl değişebilen bir değerdir.

İcradaki borca faiz işler mi?

Evet, icra takibindeki borçlara hem işlemekte olan faiz hem de temerrüt faizi eklenebilir. Borç tamamen ödenene kadar faiz işlemeye devam eder. Bu nedenle borcun gecikmesi toplam maliyeti artırır. Faiz türü borcun niteliğine göre değişiklik gösterebilir.

Temerrüt satışı ne anlama gelir?

Temerrüt satışı, borçlunun temerrüt hâline düşmesi nedeniyle alacaklının malı üçüncü kişiye satma hakkını kullanmasıdır. Bu işlem genellikle ticari sözleşmelerde görülür. Amaç alacaklının zararını en aza indirmektir. Satış sonrasında borçluya ek tazminat yükümlülükleri doğabilir.

Alıcının temerrüdü nedir?

Alıcının temerrüdü, alıcının malı teslim almaması veya ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlidir. Bu durumda satıcı, sözleşmeden dönme veya masrafların tazminini talep etme haklarına sahiptir. Alıcının temerrüdü, satıcı açısından önemli ekonomik kayıplara neden olabilir. Bu nedenle hukukta detaylı şekilde düzenlenmiştir.

Temerrüt olayı nedir?

Temerrüt olayı, borçlunun edimini zamanında yerine getirmemesiyle ortaya çıkan hukuki durumdur. Bu olay, borçlunun kusuruna bakılmaksızın sonuç doğurabilir. Temerrüt gerçekleştiğinde faiz ve tazminat gibi yaptırımlar devreye girer. Olayın oluşması için borcun muaccel olması gereklidir.

Temerrüt alışı hisseyi nasıl etkiler?

Temerrüt, özellikle şirket işlemlerinde hisse devri veya ödeme yükümlülüklerinin gecikmesiyle ilgili önemli etkiler doğurabilir. Ödeme yapılmadığında ortaklık yapısı olumsuz etkilenebilir veya sözleşmesel yaptırımlar uygulanabilir. Taraflar bu tür gecikmelerden zarar görebilir. Hisseye ilişkin özel hükümler sözleşmede belirtilmişse temerrüdün etkisi daha da belirgin olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir