Ölüm Aylığının Kesilmesi (Yetim Aylığı)
Ölüm Aylığının Kesilmesi (Yetim Aylığı)
Sosyal güvenlik mevzuatında aylıkların bağlanma şartları ve kesme nedenleri düzenlenmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Haller” kenar başlıklı 56. maddesine göre; “Ölen sigortalının hak sahiplerinden; … Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır (son fıkra).”
EŞİNDEN BOŞANDIĞI HALDE, BOŞANDIĞI EŞİYLE FİİLEN BİRLİKTE YAŞAYAN EŞLERİN önceki eşlerinden veya anne, babalarından gelir ve aylık almaya devam etmeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun dikkatini çekmekteydi. Söz konusu yasal düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu anne, baba ya da eşinden kalan emekli maaşını alabilmek için boşanma işlemi yapan kadınları takip etmiş ve on binin üzerinde “sahte boşanma” tespit edilip aylıkları kesilmiştir.
T.C. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 18.12.2012 tarihli söz konusu kararında; davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanunun 56. maddesinin II. Fıkrası olduğu, ….Daire 56. madde açısından, 01.10.2008 tarihinden önce hak kazanıldığı durumlarda, söz konusu yasal düzenleme öncesinde ilgililer her ne saikle boşanmış olurlarsa olsunlar, başka bir anlatımla eşlerin boşanma iradeleri gerçek/samimi olsun veya olmasın, eylemli birlikteliklerini 5510 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdüklerinin veya söz konusu düzenlemeden itibaren anılan tür ve nitelikte bir beraberliğe başladıklarının kanıtlanması durumunda, başka bir anlatımla eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, anılan 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek ilgililere gelir/aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelirin/aylığın da kesilmesi gerektiğini, ancak eylemli birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren diğer koşulların da varlığı durumunda gelir/aylık bağlanabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Yerel mahkemenin direnme kararının davalı tarafça temyizi üzerine T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.12.2014 günlü kararında (2014/21-280 Esas ve 2014/1059 Karar sayılı kararı); uyuşmazlığın davacının almakta olduğu ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun m.56/son hükmü uyarınca kesilmesine ilişkin Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplandığını, ölüm aylığı almak üzere boşandığı eşle fiilen birlikte yaşamaya kişiyi sürükleyen etkenin niteliği ve türünün hukuk düzeni açısından önem taşımadığı, hakkın kötüye kullanılmasının hangi saikle ortaya çıkarsa çıksın, sonuçta hukuk bakımından sadece kötüye kullanma olup korunmadığını, fiili birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren, diğer koşulların da varlığı durumunda gelir veya aylık bağlanabileceğini ifade etmiş ve direnme kararının bozulmasına hükmetmiştir.
5510 sayılı Kanun m.56/II’nin gerekçesinde “eşinden boşanmak suretiyle babasından maaş bağlanan, ancak boşandığı eşleriyle fiilen beraber yaşayanların gelir ve aylıklarının kesilmesi ile ilgili hususların, uygulamada hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla yeniden düzenlendiği” ifade edilmiştir. Gerekçede de ifade edildiği üzere söz konusu hüküm, hakkın kötüye kullanılması düşüncesine dayanmaktadır ve sadece boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşayanlar için öngörülmüştür. KURUMDAN ÖLÜM AYLIĞI ALAN KIZ ÇOCUĞUNUN BAŞKA BİRİ İLE BİRLİKTE YAŞAMASI BU HÜKÜM KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEMEZ.
Sonuç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.02.2009 tarihli, 2009/9-2 Esas ve 2009/48 Karar sayılı kararlarında da aynı hususlar vurgulanmış ve araştırılması gereken hususlar; hak sahibi ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak, adres kayıt sisteminden ikametgâhları belirlenmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı zabıta araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azaların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmelidir şeklinde ifade edilmiştir. 17/07/2021