Kısıtlanan Kişi Lehine Nafaka Artırım Davası Açılabilmesi İçin Vesayet Makamının İzni Gereklidir

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Kısıtlanan Kişi Lehine Nafaka Artırım Davası Açılabilmesi İçin Vesayet Makamının İzni Gereklidir

Kısıtlanan Kişi Lehine Nafaka Artırım Davası Açılabilmesi İçin Vesayet Makamının İzni Gereklidir

Vesayet makamı görevini üstlenen sulh hukuk mahkemesince kişi çeşitli sebeplerle kısItılanarak kendisine vasi ataması yapılmış olabilir. Nafaka talep hakkı ve nafaka hakkından doğan nafaka artırım davası hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, vasi ya da yasal temsilci tarafından (vesayet makanından izin alınmaksızın) kullanılamayan haklar arasında yer almaktadır. Ancak iş bu davanın açılabilmesi maksadıyla vasi tarafından avukata genel vekaletname verilmiş ve “vesayet makamından İZİN ALINMAKSIZIN” kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar arasında bulunan nafaka artırım davası açılmıştır. TMK’nın amir hükümleri dikkate alındığında kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar vasi ya da yasal temsilci tarafından “doğrudan” kullanılmasına kati suretle cevaz verilmemekte, ayırt etme gücüne sahip kısıtlı tarafından bizzat kullanılması ya da alınacak izin kapsamında yasal temsilci tarafından kullanılması gerektiği belirtilmektedir.

Bilindiği üzere yasa koyucu tarafından TMK 396 ve devamı maddelerinde vesayet kurumu düzenlemeye alınmıştır. Mezkur kanun hükümlerine göre vasi, kısıtlı kişiyi hukuk önünde temsil ederken sınırsız hak ve özgürlüklere sahip değildir. Hukuk düzeni vasinin hareket alanını kısıtlamış, bazı hukuki işlemlerinde izin makamının bazı hukuki işlemlerde ise denetim makamının iznini aramıştır.

TMK’nın “İzin” başlığını taşıyan 462. Madde düzenlemesine göre; “Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir:….. 8. Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,…….”

ANCAK DAVANIZI VESAYET MAKAMINDAN DAVA AÇMIŞ İSENİZ HENÜZ ENDİŞELENMENİZE GEREK YOK, DAVA USULDEN REDDEDİLMEDEN ÖNCE TARAFINIZA VESAYET MAKAMINDAN GEREKLİ İZNİN ALINMASI İÇİN SÜRE VERİLECEKTİR.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 54:
(1) Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hallerde izin belgelerini, tüzel kişilerin organları ise temsil belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi takdirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mahkeme, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişilerin organlarının, yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmalarına yahut davayla ilgili işlem yapmalarına izin verebilir.
(2) İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması halinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir.
(3) Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması halinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.” demek suretiyle konuya açıklık getirmiştir.

Dava basit yargılama usulüne tabi olsa dahi, Davalının icazetine lüzum olmaksızın vesayet makamından dava açma izni alınması için tarafınıza süre verilecektir. Yargıtay da bu görüşte olup dava açma izni alınmadan açılan davalarda taraflara yetkili makamlardan gerekli izinleri almak için süre verileceğinden, bu süre verilmeden davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğuna vurgu yapmıştır.

YARGITAY18.Hukuk Dairesi, Esas: 2012/ 6925, Karar: 2012 / 8540, Karar Tarihi: 05.07.2012

09.07.2000 doğumlu Z. S., evlilik dışı doğmuş olup bu sebeple annesinde olan velayeti Zonguldak 1. Aile Mahkemesinin 2010/147-671 sayılı ve 16.10.2010 tarihinde kesinleşen kararıyla kaldırıldıktan sonra Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/6-1078 sayılı kararı ile yaş küçüklüğü sebebiyle kendisine davacı S. vasi olarak atanmıştır. Davacı vasi, aynı zamanda baba olduğu iddia edilen davalı Z.’nin de babasıdır. Bu yönden adı geçen küçüğe kayyım da atanmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 52 nci maddesi gereğince medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir. Türk Medeni Kanununun 462/8 inci maddesine göre, vasinin dava açması vesayet makamının iznine bağlanmıştır. Mahkemece, HMK. 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca, vasiye vesayet makamı tarafından temsil konusunda verilecek izin kararını ibraz etmesi için kesin süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

YARGITAY 10.Hukuk Dairesi, Esas: 2017/ 6188, Karar: 2018 / 327, Karar Tarihi: 23.01.2018:

Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 50. maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu, 51. maddesinde, dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada yasal temsilcileri tarafından temsil edileceği, 54. maddesinde, yasal temsilcilerin, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu durumlarda izin belgelerini dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorunda olduğu, aksi takdirde dava açamayacak ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacakları, şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemece, yasal temsilcilerin yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri koşuluyla dava açmalarına veya davayla ilgili işlem yapmalarına izin verilebileceği, izin belgesinin alınması için mahkemeye başvurulması gerekiyorsa ilgiliye, başvuru için kesin süre verileceği, bu süre içinde mahkemeye başvurulması durumunda bu konuda karar verilinceye kadar bekleneceği, süresi içinde belgelerin sunulmaması veya mahkemeye başvurulmaması halinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılacağı, 56. maddesinde, taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine yasal danışman atanması istemi mahkemece uygun bulunur ya da mahkemece gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceği açıklanmış, 114. maddesinde, tarafların dava ehliyetine sahip olmaları, dava koşulları arasında sayılmış, 115. maddesinde, mahkemenin, dava koşullarının var olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, eksikliğin giderilmesi olanaklı ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik giderilmemişse davayı usulden reddedeceği bildirilmiştir.

YARGITAY 2.Hukuk Dairesi, Esas: 2012/ 4824, Karar: 2012 / 11556, Karar Tarihi: 02.05.2012:

Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözönünde bulundurulması zorunludur. Toplanan delillerden davacı kadının Konya/Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.02.2001 tarih ve 2000/827 esas-2001/159 karar sayılı kararıyla, akıl hastalığı sebebiyle kısıtlandığı ve kendisine Hilmi Köse’nin vasi olarak atandığı ve vesayet kararının kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamaya konu bu dava davacı kadın tarafından 28.11.2007 tarihinde açılmış ve davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kadın dava tarihinden önce akıl hastalığı sebebiyle kısıtlandığına göre dava ehliyeti yoktur. Bizzat kendisinin dava açması mümkün değildir. Davanın kısıtlı adına kanuni temsilcisi (vasi) tarafından açılması gerekir (TMK. md. 462/8). Vasiye vesayet makamından izin alması için mehil verilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.” 17/07/2021

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?