Ziynetlerin İadesi İstemi İle Açılan Davada Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Ziynetlerin İadesi İstemi İle Açılan Davada Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir

Ziynetlerin İadesi İstemi İle Açılan Davada Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir

Mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınır. Görev, belirli bir davaya hüküm mahkemelerinden hangisinin bakacağı hususunu belirler.4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usulle­rine Dair Kanuna 5133 Sayılı Kanun ile eklenen 4/2. maddesinde, 22.11.2001 tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 3. kısmı hariç olmak üzere 2. ki­tabı, 03.12.2001 tarihli ve 4722 Sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işle­rin, aile mahkemesi görevinde olduğu açıklanmıştır.
Bu açıdan bakıldığında ziynete ilişkin talebin Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) kaynaklanması halinde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanu­nun 4/1. maddesi gereğince davaya Aile Mahkemesinde bakılması gerekir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Kişisel eşyaların iadesine ilişkin davaların Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce veya sonra açılmasına bakılmaksızın Aile Mahkeme­sinde görülmesi zorunludur. Bu nedenle bağımsız Aile Mahkemesi bulunan yerlerde bağımsız Aile Mahkemesinde, bağımsız Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk mahkemelerinde davanın Aile Mah­kemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir.
Aralarında dini nikâh bulunan ancak resmi nikâh olmadan karı koca gibi yaşayan eşler arasındaki ziynet eşyası alacağına ilişkin talepler ise “Türk Medeni Kanunu anlamında bir evlilik ilişkisi olmadığından” aile mahkemesi değil fakat asliye hukuk mahkemesinde görülecektir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 19.04.2012 1243/6279

“Dava, çeyiz eşyaların ve düğünde takılan takıların iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama usulle­rine dair Kanunun 4. maddesinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK.118-395 md.) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkeme­sinde bakılacağı ve geçici 1. maddesi ile de daha önce açılan davalarında Aile Mahkemelerine devri gerektiği hükme bağlanmıştır.
Olayımıza gelince; çeyiz eşyalarının takıların iadesine ilişkin davaların Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce veya sonra açılmasına bakılmaksızın Aile Mahkemesinde görülmesi zorunludur. Bu nedenle bağımsız Aile Mahkemesi bulunan yerlerde bağımsız Aile Mahkemesinde, bağımsız Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir. Kişisel malların iadesi Türk Medeni Kanunun 226. maddesinde düzenlenmiş olup davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi icap eder. Söz konusu maddenin Türk Medeni Kanununun 2. kitabında yer aldığı ve Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargı­lamaya devam edilip sonuçlandırılması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.”

Resmi nikâhı olmayan eşlerin ziynet talebi ile açtıkları davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 04.06.2012 7501/9724:

“Dava, gayrı resmi evli eşler arasındaki ziynet eşyası alacağına ilişkindir. Yerel mahkemece, aile mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.4787 sayılı Aile Mahkemesinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa’nın 4/1. maddesi gereğince, 4721 sayılı Medeni Yasa’nın İkinci Kitabı’ndan doğan dava ve işlere aile mahke­mesinde bakılır.
Somut olayda; taraflar arasında, nişan veya TMK. m. 134 ve devamında ön görülen yöntem ve koşullara uygun bir evlilik ilişkisi söz konusu değildir. Bu nedenle de uyuşmazlığın nişan veya evlili­ğin hukuki niteliğine ve sonuçlarına ilişkin Medeni Yasa’nın İkinci Kitabı hükümleri çerçevesinde ve aile mahkemesi tarafından çözümlenmesi mümkün değildir.

Dava konusu olay, 4721 sayılı Medeni Yasa’nın İkinci Ki­tabı’ndan doğan dava ve işler arasında olmadığından, uyuşmazlığın, genel hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerekir. Şu durumda yerel mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davaya bakılması ve işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve ya­saya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.”

Nikâh olmaksızın fiilen beraber yaşayanlar arasındaki ziynetlere ilişkin tazminat talebi aile mahkemesinin görevine girmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/20168 2009/4971 18.03.2009

“1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle ka­nuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Davacı, babalık davasına ilişkin dava dilekçesinde; davalı ile evlenme vaadi üzerine nikahsız olarak on yıl fiilen beraber yaşadığını, davalının nikah yapma vaadini tutmadığını ileri sürerek kişilik haklarına saldın nedeniyle manevi tazminat talep etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda babalık davasında manevi tazminata ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacının, açıklanan olgulara dayanan manevi tazminat isteği, ahlaka ve adaba aykırı fiil ile haksız bir surette kişilik haklarına tecavüz sebebine dayanmakta olup, Borçlar Kanununun 49. maddesine istinat etmektedir. Ayrıca nisbi harca tabidir. Başlangıçta yatırılan başvurma harcı, bu talebi de kapsamaktadır. O halde davacıya nispi peşin harç noksanlığını tamamlaması (Harçlar K. m. 30-32) için süre verilmesi, harç noksanlığı tamamlandığı takdirde, isteğin aile hukukundan kaynaklanmadığı ve aile mahkemesinin görevine giren dava ve işlerden olmadığı da gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.
3- Davacı, aynı dava dilekçesinde maddi tazminat talebinde de bulun­muş, 1.3.2007 tarihli oturumda maddi tazminat isteğinin fiili beraberlikleri sırasında kendisine hediye olarak takılan, ayrılmalarından sonra davalı yedinde kalan ziynetlerine karşılık olduğunu açıklamıştır. Bu açıklamaya göre, maddi tazminat isteği Türk Medeni Kanununun 304. maddesi kapsamında değildir. Bu istek nisbi harca tabidir. Yatırılan başvurma harcı bu isteği de kapsadığına göre, nispi peşin harç noksanlığını tamamlaması için davacıya süre verilmesi, nikâh olmaksızın fiilen beraber yaşayanlar arasındaki, ziynetlere ilişkin tazminat talebinin aile mahkemesinin görevine girmediği (4787 S.K. m. 4/1.) hususu da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluştu­racak şekilde ret hükmü kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.”

Evlilik birliği içerisinde edinilen ziynetlerin iadesi istemi ile açılan davada görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.07.2004 8090/9008

” 4721 Sayılı Medeni Kanunun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş ve yasal mal rejimi olarak Edinilmiş mallara Katılma Rejimini kabul etmiştir. (MK. md. 218-241) Tarafların karı koca oldukları tartışmasızdır. İhtilaf; evlilik birliği sırasında edinilmiş ziynetlerin mülkiyetinin kime ait olduğunda toplan­maktadır. (MK. md. 219-220) Medeni Kanunun üçüncü kısmı hariç olmak üzere ikinci kitabından kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde ba­kılması gerekmektedir. (4722 SK. md. 4, 3133 SK. md. 2) Görev kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında hâkim tara­fından kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken işin esasının in­celenmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelen­mesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilme­sine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.” 15.10.2021

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?