Yazımlar

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar (Page 7)

Organ ve Doku Ticareti Suçu (TCK m. 91)

organ ve doku ticareti sucu

Organ ve doku ticareti suçu, TCK m.91’de “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Organ ve doku ticareti, insan vücut parçalarının ticari amaçlarla alınıp satılması veya değiştirilmesi anlamına gelir. Doku ticareti sadece etik ve hukuki sorunlar yaratmakla kalmaz, aynı zamanda sağlık riskleri de taşır. Sağlık standartlarının düşük olduğu veya denetlenmediği durumlarda, organ ve doku nakilleri komplikasyonlara yol açabilir ve hastaların hayatını tehlikeye atabilir. Organ ve Doku Ticareti Suçu Nedir? Organ ve doku ticareti suçu TCK madde 91’de şu şekilde tanımlanmıştır; “(1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde,...

Devamını Gör

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK m.135)

kisisel verilerin kaydedilmesi sucu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kayda alınması gerekir. Kişinin rızası ile kendisiyle ilgili bilgilerin kayda alınmasının suç oluşturmayacağı muhakkaktır. Belirli nitelikteki kişisel verilerin kayda alınması kanun hükmünün gereği olarak yapılmaktadır. Bu bakımdan, çeşitli kamu kurumlarında verilen kamu hizmetinin gereği olarak kişilerle ilgili bazı bilgiler ilgili kanun hükümlerine istinaden kayda alınmaktadırlar. Bu durumlarda, söz konusu suç oluşmayacaktır. Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir? TCK madde 135’de düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ve cezası, kimliği belli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ait her türlü bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi ile meydana gelir. Günümüzde bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişim, özellikle...

Devamını Gör

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası

Muhdesatin Aidiyetinin Tespiti Davasi

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası ile hak sahipliğini ispatlama amacı güdülür. Muhdesat bir hak sahipliğidir. Hukuki olarak bu hak sahipliğinin muhdesatın aidiyeti davası ile ortaya konulması gerekmektedir.  Bu dava muhdesatın belirlenmesi amacıyla açılır. Bu dava kural olarak bir tespit davasıdır. Muhdesatın kim tarafından meydana getirildiği davada tespit edilir. Muhdesatın tespiti davası her zaman açılamaz. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, tapusu kendisinde olan malikin kendi arazisinde yahut taşınmazı üzerinde muhdesatın varlığını inkâr etmesi ve muhdesata konu yapının kendisine ait olduğunu ileri sürmesi ile muhdesatın bunu dava konusu ederek asıl sahibinin kendisi olduğunu ispatlamaya çalışmasıdır. Muhdesat Nedir? Muhdesat, taşınmaz üzerinde kalıcı olmak üzere bulunan yapı veya...

Devamını Gör

Tasarrufun İptali Davası

tasarrufun iptali davasi

Tasarrufun iptali davası, gayrimenkul veya menkul mallarına ilişkin mal kaçırmak için yapmış olduğu tasarruflarını iptal etmek amacıyla, borçluya ve malı devralan üçüncü kişiye karşı açtığı bir dava türüdür. Borçlular mallarına haciz konulmadan veya haklarında iflas kararı verilmeden önce malları üzerinde diledikleri şekilde tasarrufta bulunabilirler. Bu nedenle, iflas etmek üzere olan veya yakında mallarına haciz konulması ihtimali bulunan borçluların, mallarını alacaklılardan kaçırmak için, bazı şüpheli tasarruflarda bulunması çok sık rastlanan bir durumdur. Alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan bu şüpheli tasarrufların, tasarrufun iptali davası yolu ile iptal etmek mümkündür. Alacağını icra takibi yoluyla borçludan tahsil edemeyen alacaklının, borçlunun son 5 yıl içerisinde gayrimenkul...

Devamını Gör

Kira Bedelinin Belirlenmesi

kira bedelinin belirlenmesi

Kira bedelinin belirlenmesi hususu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesinde sadece konut ve çatılı iş yeri kiralarında geçerli olmak üzere kanun koyucu tarafından emredici olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla konut ve çatılı iş yeri kiralarında artış oranı belirlenirken TBK’nın emredici hükümleri göz önüne alınmalıdır aksi haldeki artışlar geçerli olmayacaktır. Kira Artış Oranının Sözleşmede Belirlenmesi Halinde Kira Bedelinin Belirlenmesi Kira artış oranının sözleşmede belirlenmiş olması halinde kira bedelinin belirlenmesi hususunu açıklamak için TBK madde 344/1’e bakmak gerekirse; “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını...

Devamını Gör

Nafaka Azaltım Davası

nafaka azaltim davasi

Nafaka azaltım davası, nafakanın irat olarak ödenmesine karar verilen durumlarda, nafaka yükümlüsünün  sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın azaltılmasına Türk Medeni Kanunu Madde 176 uyarınca hakimce karar verilmesinden ibarettir. Mahkeme tarafından hükmedilen nafakanın ödenmesinde güçlük yaşanması veyahut nafaka alacaklısının durumunda iyileşme olması durumunda nafaka azaltım davası açılabilir.  Mahkeme tarafından tespit edilen nafaka miktarının günün koşullarına göre çok yüksek miktarda kalması ihtimali göz önünde bulundurularak nafaka azaltım davası düzenlenmiştir. Nafaka Nedir? Türk Medeni Kanunu kapsamında 4 tür nafaka düzenlenmiş olup nafakanın türüne göre talep edilebileceği şartlar farklılık arz etmektedir. Tedbir nafakası; Boşanma sürecinin maddi ve manevi olarak sancılı geçecek bu...

Devamını Gör

Delil Tespiti Davası

delil tespiti

Delil tespiti davası, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 400-406 maddeleri arasında “geçici hukuki koruma tedbirleri” olarak düzenlenmiştir. Delil tespiti davası, ileride açılacak bir davada kullanılacak olan bir davaya henüz sunulmamış olan delillerin kaybolmasının veya ispat gücünün azalmasını önlemek amacıyla delillerin güvence altına alınmasını sağlayan geçici hukuki tedbirdir. Bu niteliği ile delil tespiti bir dava olmayıp ilgili olduğu davaya bağlı usulü bir işlemdir.  Delil Tespiti Davasının Amacı Nedir? Delil tespiti davası sürecinde normal şartlarda delilleri, davacı dava dilekçesinde göstermesi gerekir. Ancak taraflar genellikle, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ve hakim tarafından kendilerine verilen süre sonunda delillerini gösterirler. İleri sürülen delillerin incelenmesi, davanın normal...

Devamını Gör

Tutuklama Kararı ve Tutuklama Kararına İtiraz

tutuklama karari

Tutuklama kararı Ceza muhakemesi kanundaki en ağır ihtiyari koruma tedbiridir.  Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunan kişilerin, kesin hükümden önce hakim veya mahkeme kararı ile özgürlüğünün sınırlanmasıdır.  Tutuklama kararı nedir? Ceza muhakemesinde en ağır koruma tedbirlerinden olan tutuklama kararı, hakim kararıyla kanunda yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesiyle bir kişinin (sanık veya şüphelinin) henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmesinden önce özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanarak cezaevine gönderilmesidir. Sanık veya şüphelinin hürriyetinin kısıtlanmasından başlayıp salıverilmesine ya da cezanın infazının başlamasına kadar devam eden kısıtlılık durumuna tutukluluk denilir. Geçicilik özelliği yanında delillerin ve delil süjelerinin korunmasına yönelik tedbir oluşu sebebiyle, tutuklama asla bir ceza değil, koruma tedbiridir. Tutuklama...

Devamını Gör

Suç Üstlenme Suçu (TCK m.270)

suc ustlenme sucu

Suç üstlenme suçu TCK sistematiğinde Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar arasında düzenlenmiştir. Suç üstlenme suçunu düzenleyen TCK madde 270’e bakmak gerekirse; “Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.” Suç Üstlenme Suçu Nedir? Suç üstlenme suçu, bir kişinin gerçekte işlemediği bir suçu üstlenmesi veya başkasının suçunu kabul etmesi durumunda ortaya çıkar. Bu tür bir davranış, genellikle polis veya savcılık soruşturması sırasında veya mahkeme salonunda gerçekleşebilir. Suçu işleyen kişi, gerçek suçluyla işbirliği yapabilir veya...

Devamını Gör

Nafaka Artırım Davası

nafaka artirim davasi

Nafaka artırım davası, nafakanın irat biçiminde ödenmesine karar verilen durumlarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın artırılmasına Türk Medeni Kanunu Madde 176/4 uyarınca hakimce karar verilmesinden ibarettir. Boşanma davası sonucu karara bağlanan nafaka miktarı değişen ekonomik, sosyal şartlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda yetersiz kalabilir. Mahkeme tarafından hükmedilen nafakanın yetmemesi durumunda nafaka artırım davası açılabilir.  Mahkeme tarafından tespit edilen nafaka miktarının günün koşullarına göre çok küçük miktarda kalması ihtimali göz önünde bulundurularak nafaka artırım davası düzenlenmiştir. Nafaka Nedir? Türk Medeni Kanunu kapsamında 4 tür nafaka düzenlenmiş olup nafakanın türüne göre talep edilebileceği şartlar farklılık arz etmektedir. Tedbir nafakası; Boşanma sürecinin...

Devamını Gör
Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?