Tahsilatla İlgili Olarak Düzenlenen İbraname Nasıl Olmalı?

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Tahsilatla İlgili Olarak Düzenlenen İbraname Nasıl Olmalı?

Tahsilatla İlgili Olarak Düzenlenen İbraname Nasıl Olmalı?

Düzenlenen yazı çok açık ve net olmalı, hangi dosyadan ne kadar para tahsil edildiği, ne kadarının zorunlu giderler ne kadarının ücreti vekalet olarak alıkonulduğu, ne kadarının kime ve nasıl özendiği yazılmalı, sonuçta düzenlenen ibraname hesaplaşma içerikli olmalıdır. Alışkanlığımız olan “taraflar birbirlerini bila kaydu şart ibra etmişlerdir” sözlerinin yazılı olduğu bir ibranama geçerli değidir, geçerli olmaması nedeniyle avukat ödediği parayı dahi bir daha ödemek, gereksiz bir zimmet suçu işe karşı karşıya kalabilir. Dikkatli olunmalıdır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 10.01.2017 gün ve E. 2015/12769, K. 2017/40 Karar sayılı kararı;

“…Her ne kadar katılanların borçlu olduğu icra dosyalarına dair kapak hesapları, alacaklılardan alınan feragatname ve ibranameler ile 09. 07. 2012 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, gayrimenkullerin satışından elde edilen satım bedeli ile katılanların borçlarının ödenmesinden sonra sanığın elinde para kalmadığı yönündeki savunmasının aksine delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de; Katılanların borçlarına dair alacaklılardan alınarak birer örnekleri dosyaya ibraz edilen “Feragatname ve İbraname” isimli belgelerde borcun tamamının sanık avukattan haricen tahsil edildiği ve alacağın tamamından feragat edildiği belirtilmesine rağmen hangi alacaklıya ne kadar borç ödendiğine dair gerek ibranamelerde, gerekse dosya kapsamında kesin bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı nazara alınıp sanığın katılanlara ait gayrimenkullerin satışından elde ettiği toplam miktardan ne kadarını onların borçlarını kapatmak amacıyla harcadığı ve üzerinde herhangi bir para kalıp kalmadığının tespiti bakımından kendilerine fiilen ne kadar ödeme yapıldığına dair olarak icra dosyaları alacaklılarının tanık olarak dinlenmesi, bahse konu icra dosyaları ile katılan tarafından sanık ve ilgili aleyhine muvazaa sebebiyle tasarrufun iptali konusunda açılan Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/393 Esas sayılı dosyasının akıbetlerinin araştırılması, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hükmün bozulmasına, …”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 07.12.2016 gün ve E. 2015/31871, K. 2016/22953 sayılı kararı;

“…15.03.2010 tarihli ibranamede ise, hangi parsellere ilişkin belediyeden para tahsil edildiği, tahsil edilen paranın ne kadar olduğu, ibranameye konu hukuki ilişkinin ne olduğu hususlarında herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu kapsamda, adı geçen belge bir makbuz niteliğinde olup, ibraname şartlarını taşımadığından davacı avukatlar 24.03.2010 tarihli sözleşmeye aykırı davranmışlardır. Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında, davalı müvekkillerin davacıları azletmekte haklı olduklarının kabulü gerekir….Bu itibarla mahkemece, azil tarihinde davacı avukatlar tarafından takip edilen…3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/33 E sayılı dava dosyası sonuçlanıp kesinleşmediğine göre davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 14.05.2007 gün ve E. 2007/1515, K. 2007/6666 sayılı kararı;

“…Taraflar arasındaki ilişki vekalet akdinden kaynaklanmaktadır. Davacı avukat olan davalının vekili olarak, takip ettiği dava sonunda tahsil ettiği parayı kendisine eksik ödendiği iddiası ile bu davayı açmıştır. Yasal dayanağı BK. 392. maddesidir. Bu madde hükmüne göre vekil, müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve her ne surette olursa olsun vekil olarak müvekkili adına almış olduğu her şeyi müvekkiline ödemeye mecburdur. Hesap verme durumunda olan davalı, davacı adına tahsil ettiği paraları tamamen davacıya ödeyip 12.8.2003 tarihli ibranameyi aldığını savunmuştur. Davacı ise ibranamenin altındaki imza kendisine ait ise de kendisinin aldatıldığını, ibranamenin kendisini bağlamayacağını savunmuştur. Davalının dayandığı ibranamede, kamulaştırma bedelinin artırılması davası sonucu, İcra Müdürlüğü’nün 2002/3515 esas sayılı dosyası ile icraya konulup tahsil edilen paranın tamamının asıl alacak, faiz, teminat vs. tüm alacağın davacı tarafından alındığı belirtilmektedir.
Yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olup, karşılıklı güvene dayandığı gibi, birbirlerine karşı saygılı ve dürüst ve iyiniyet kurallarına uygun davranmalıdırlar. Davalı vekil olarak hesap verirken de güven, iyiniyet kurallarına uygun davranmalıdır. Bu nedenle verdiği hesabında açık, anlaşılabilir, güvenilebilir olması gerekir. Vekilin verdiği hesabı müvekkil tasvip ederken sonucundan emin olmadığı bazı tazminat taleplerinden vazgeçtiğinin farkında olduğunun kanıtlanması gerekir. Tasvibin ve ondan çıkarılan ibra sonucunun mutlak butlan sebepleri ve irade bozukluğu dolayısı ile hükümsüz olduğunu müvekkilin ileri sürmesi mümkündür. (Prof Dr. Haluk Tandoğan Borçlar Hukuku Özel borç ilişkileri (cilt 2 sayfa 301)
Davalı vekilin dayandığı ibraname bu açıklamalar doğrultusunda incelendiğinde, güven verici gerekli açıklıkta, anlaşılabilir değildir. Bir defa vekilin ne miktar para tahsil ettiği, ne kadar masraf, vekalet ücreti kesip davacıya ne miktar ödediği belli olmadığı gibi, davacının bunları bildiği hususu da kanıtlanmamıştır. Öyle olunca böyle bir ibranameye itibar edilemez. Davalı avukat tahsil ettiği paranın ne kadar olduğunu, bu paradan ne şekilde ve miktarda davacıya ödediğini ispat etmek zorundadır. Davalı ibraz ettiği delillerle tahsil ettiği kamulaştırma bedelinin ve davacıdan aldığı masraf avanslarının hesabını vermemiş paranın tamamını ödediğini kanıtlayamamıştır. Ne var ki davalı sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece, davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”

TBB Disiplin Kurulu’nun 31.01.2015 gün ve E. 2014/747, K. 2015/13 sayılı kararı;

“…Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2008 gün ve 2008/4706 Esas, 2008/13838 Karar sayılı kararında; “Davalının dayandığı ibranamede, kamulaştırma bedelinin artırılması davası sonucu, icra müdürlüğünün 2002/3515 esas sayılı dosyası ile icraya konulup tahsil edilen paranın tamamının asıl alacak, faiz, teminat vs. tüm alacağın davacı tarafından alındığı belirtilmektedir.
Yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasındaki ilişki vekâlet ilişkisi olup, karşılıklı güvene dayandığı gibi, birbirlerine karşı saygılı ve dürüst ve iyiniyet kurallarına uygun davranmalıdırlar. Davalı vekil olarak hesap verirken de güven, iyiniyet kurallarına uygun davranmalıdır. Bu nedenle verdiği hesabında açık, anlaşılabilir, güvenilebilir olması gerekir. Vekilin verdiği hesabı müvekkil tasvip ederken sonucundan emin olmadığı bazı tazminat taleplerinden vazgeçtiğinin farkında olduğunun kanıtlanması gerekir. Tasvibin ve ondan çıkarılan ibra sonucunun mutlak butlan sebepleri ve irade bozukluğu dolayısı ile hükümsüz olduğunu müvekkilin ileri sürmesi mümkündür. (Prof. Dr. Haluk Tandoğan Borçlar Hukuk
Özel borç ilişkileri (cilt 2 sayfa 301) Davalı vekilin dayandığı ibraname bu açıklamalar doğrultusunda incelendiğinde, güven verici gerekli açıklıkta, anlaşılabilir değildir. Bir defa vekilin ne miktar para tahsil ettiği, ne kadar masraf, vekâlet ücreti kesip davacıya ne miktar ödediği belli olmadığı gibi, davacının bunları bildiği hususu da kanıtlanmamıştır. Öyle olunca böyle bir ibranameye itibar edilemez. Davalı avukat tahsil ettiği paranın ne kadar olduğunu, bu paradan ne şekilde ve miktarda davacıya ödediğini ispat etmek zorundadır. Davalı ibraz ettiği delillerle tahsil ettiği kamulaştırma bedelinin ve davacıdan aldığı masraf avanslarının hesabını vermemiş paranın tamamını ödediğini kanıtlayamamıştır. Ne vaki davalı sair delil demek suretiyle yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece, davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle
davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” sözlerinin yazılı olduğu, ibranamenin geçerli olabilmesi için rakamsal açıklama yapılmış olmasının zorunlu bulunduğu dile getirilmektedir. …Baro Disiplin Kurulunca yapılan hukuksal değerlendirme isabetlidir…”06.10.2021

(KAYNAKÇA: AV.M.Haşım mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, Türkiye Barolar Birliği, Ankara,2020)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?