Mirasın Gerçek Reddi

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Mirasın Gerçek Reddi

Mirasın Gerçek Reddi

mirasin gercek reddi

Mirasın gerçek reddi Türk Medeni Kanununun 608 vd. maddelerinde incelenmektedir.

Mirasın Gerçek Reddi Nedir?

Mirasbırakanın ölümü ile kendiliğinden mirasçılık sıfatını kazanmış olan mirasçının, kendi iradesi ile bu sıfata son vermesi gerçek mirasın gerçek reddi olarak kabul edilir. Bu sebeple ret, ancak mirasın intikali, yani mirasbırakanın ölümünden sonra ve mirasçının mirası reddettiğini açık olarak beyan etmesiyle gerçekleşebilir.

Ret Beyanının Şekli ve Özellikleri

Mirasın mirasın gerçek reddine ilişkin Medenî Kanun’un 609’uncu maddesine göre, “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.” Burada yazılı beyanın mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh mahkemesine posta yolu ile (mektup veya telgrafla) yöneltilmesi de mümkündür. Yine aynı maddenin 2. Fıkrasına göre, “Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir” Bu hükmün asıl amacı, reddi belirsiz hale getiren şart ve kayıtlara engel olmak ve böylece mirasın reddedilip reddedilmediğini bilmekte menfaati bulunan üçüncü kişileri korumaktır.

Ret Hakkının Kullanılmasında Süre

Medenî Kanun, mirasın gerçek reddinin ancak kanunda öngörülen süreler içinde yapılabileceğini öngörmüştür. Madde 606/I’e göre ret süresi üç aydır. Ret beyanı yenilik doğuran bir beyan olduğu için bu süre hak düşürücü süredir. Dolayısıyla miras, kanunda öngörülen bu süre içinde reddedilmediği takdirde mirasçı tarafından kabul ve kesin olarak kazanılmış olur. Ret beyanının süresi içerisinde kullanılmış sayılabilmesi için üç ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh mahkemesine ulaşmış olması gerekir. Süreye uyulup uyulmadığı mahkeme tarafından re’sen incelenir.

Ret Beyanın Yöneltileceği Yetkili Mahkeme

Medenî Kanun’da ret beyanının yöneltileceği mahkeme açıkça düzenlenmemişse de, “Reddin şekli” kenar başlıklı 609’uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan süresi içinde yapılan ret beyanının, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğe yazılacağına ilişkin düzenlemeden hareketle, mirasın gerçek reddi beyanının geçerli olması için mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesine yöneltilmesi gerekir.

Ret Beyanının Geri Alınması ve İptali

Mirasın gerçek reddinde, ret beyanının geri alınması ile iptal edilmesi birbirinden farklı kavramlardır. Ret beyanının geri alınmasının söz konusu olması için öncelikle geçerli bir ret beyanı bulunmalıdır. Ret beyanının iptalinde ise, beyanın, hata, hile veya ikrah nedeniyle sakat olması ve ret beyanında bulunurken iradesi sakatlanan tarafın bu irade beyanının iptalini istemesi söz konusudur.

Ret Hakkının Düşmesi

Mirasın gerçek reddinde, ret hakkının düşmesi hususu, Medenî Kanun’un 610’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen ya da kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez.”

Ret Süresinin Dolmasıyla Ret Hakkının Düşmesi

Medenî Kanun 606/I’inci maddesine göre, ret süresi üç aydır. Bu süre içerisinde reddolunmayan miras, mirasçı tarafından kabul edilmiş ve kesin olarak kazanılmış olur. Bu nedenle, mirası kabul etmek istemeyen mirasçının kanunda öngörülen süre içerisinde ret beyanında bulunması gerekmekte olup aksi durumda ret hakkı düşer.

Ret Süresi Dolmadan Ret Hakkının Düşmesi

Feragat Sebebiyle Ret Hakkının Düşmesi

Mirasçıların mirası kabul etmelerinden anlaşılması gereken asıl husus, mirası ret haklarından feragat etmeleridir.

Mirası ret hakkından feragat de yine mirasın reddinde olduğu gibi varması gerekli bir irade beyanıdır. Mirasçının bu hakkından feragat ettiğini bildirmesinin yasal sonucu, ret hakkının düşmesi ve mirası kesin olarak kazanmasıdır. Bu sebeple, ret beyanında olduğu gibi mirası redden feragat de hukukî niteliği itibariyle yenilik doğuran bir işlemdir.

Mirasçının Tereke İşlerine Karışması Nedeniyle Ret Hakkının Düşmesi

Medenî Kanun’un 610/II’nci maddesine göre, “Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan… mirasçı, mirası reddedemez”. Sözü geçen hükümde mirasın örtülü olarak veya iradeyi gösterir hareketlerle kabulüne ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. Şöyle ki, mirasçılardan birinin terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapmak suretiyle tereke işlerine karışması, mirasın örtülü (zımnî) kabulü olarak nitelendirilmiş ve aynen mirasın açıkça kabulünde olduğu gibi, ret hakkını sona erdireceği kabul edilmiştir.

Mirasçının Terekeye Ait Bir Malı Gizlemesi Veya Kendisine Mal Etmesi Nedeniyle Ret Hakkının Düşmesi

Bu sonucun meydana gelebilmesi için mirasçının kendi mirasçılık sıfatını, gizlediği veya sahip çıktığı mal varlığı değerinin terekeye ait olduğunu ya da olabileceğini bilmesi ve kasıtlı olarak hareket etmesi şarttır. Bu hüküm kapsamında ret hakkının düşmesi için terekeye ait bazı malların mirasçının elinde bulunması yeterli olmayıp, ayrıca mirasçının tereke malını diğer mirasçılardan gizlemiş olması veya bunu kendisine mal etmesi yani hukuka aykırı davranmış olması gerekir. Mirasçı tereke malını gizlemekle veya bunu kendine mal etmekle, diğer mirasçıların ve tereke alacaklılarının aleyhine ve zararına hareket etmiş ve kendi yükümlülüklerini ihlal etmiş olur. Nitekim Medenî Kanun hükümlerine göre tereke malına zilyet bulunan mirasçı bu husus hakkında bilgi vermekle mükelleftir.

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2023/2345 K. 2023/6626 T. 21.06.2023

B. İlgili Hukuk

  1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
  2. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yeri” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.”

  1. 4721 sayılı Kanun’un 609 uncu maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

  1. Değerlendirme
  2. Mirasın reddi istemi, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde mirasçı tarafından sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Buradaki yetki kesin olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir.”

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/8879 K. 2019/2816 T. 27.03.2019

İstek; Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesine dayalı mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkindir. Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirascılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar (TMK m. 606).

Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden davacıların talebinin mirasın gerçek reddine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mirasın gerçek reddi, sulh hukuk mahkemesine yapılacak beyan ile olur. Türk Medeni Kanununun 606. maddesine göre miras, 3 ay içinde reddolunabilir. Murisin ölüm tarihi itibari ile hak düşürücü süre geçmiş ise de davacılar, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ileri sürmektedirler. O halde, mahkemece talep edenlerin süreye ilişkin tüm delilleri toplanarak mirasın gerçek reddinin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı tespit edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.”

Avukat vekalet ücreti ne kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir.  Bilindiği üzere her yıl  Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer.  Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla  her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.(2023 -2024 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi için tıklayınız.)

İlgili yazılarımız;
Bizimle nasıl iletişime geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numaralı telefondan numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için irembikedemirhan@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sivas Avukat Irem Bike Demirhan

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?