Kamulaştırmasız El Atma

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Kamulaştırmasız El Atma

Kamulaştırmasız El Atma

Kamulastirmasiz El Atma

Kamulaştırmasız el atma, idare tarafından kanun hükümlerine aykırı şekilde kamulaştırma kararı olmaksızın veya alınan karara uyulmaksızın yaptığı işlemler sonucunda, özel mülkiyete tabi taşınmaza el atmasıdır.

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?

Kamulaştırmasız el atma; gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallara, kaynaklara ve irtifak haklarına, kamulaştırma yapmaya yetkili kılınan devlet veya kamu tüzel kişileri tarafından mevzuatta yer alan usul ve esaslara uygun bir şekilde alınmış kamulaştırma kararı olmaksızın ve usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın, kamulaştırma işlemine başlanmış ve fakat işlemin henüz tamamlanmamış olduğu veya geçici işgal koşullarının da bulunmadığı hallerde hukuka aykırı olarak, sahiplenme amaç ve kastıyla hareket edilerek belli bir süreyle el atılması, zilyetliğin ortadan kaldırılması veya taşınmaza fiili olarak el atılmamakla birlikte mülkiyet hakkının vermiş olduğu yetkilerin kanunda öngörülenin üzerinde aşırı sınırlamasıdır.

Kamulaştırmasız El Atmanın Unsurları Nelerdir?

  • Kamulaştırma yetkisi bulunan kurum ya da kuruluşlarca özel mülkiyete konu bir taşınmaza el konulmuş olması
  • Kamulaştırmasız el atma fiilinin idarenin görev alanına giren konular için yapılmış olması
  • İdare tarafından taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın el konulmuş olması
  • İdare tarafından taşınmaza fiilen veya hukuken el konulmuş olması
  • İdarenin taşınmaza sahiplenme kastı ile el atması, el atmanın devamlı olması ve mülkiyet hakkına zarar vermesi
  • El atmanın kamu yararı amacıyla yapılmış olması
  • Özel mülkiyetteki bir taşınmaza el konulmuş olması
  • Hukuka uygunluk hallerinin bulunmaması

Kamulaştırmasız El Atmanın Hüküm ve Sonuçları Nelerdir?

Kamulaştırmasız el atma fiili ve hukuki el atma olmak üzere ikiye ayrılabilir ve bun el atmalara dayalı olarak farklı dava türleri karşımıza çıkmaktadır.

El Atmanın Önlenmesi Davası

El atmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına yönelen haksız bir müdahaleyi önlemek veya buna son vermek amacıyla malik tarafından açılan bir davadır. TM K’mn 683. maddesinin 2. fıkrasında “Malik, haksız olarak malını elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. ” hükmüne yer verilmiştir.

Taşınmazına kamulaştırmasız el atılan malikin açabileceği davaların başında el atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası gelir. El atmanın önlenmesi davasının konusu mülkiyet hakkının zedelenmesidir. El atmanın önlenmesi davası bir eda davasıdır. Bu dava sonunda davalı, bir şeyi yapamaya veya yapmamaya mahkûm edilmektedir. Davacı bu davada zilyetliğe, kişisel hakka veya yararlanma hakkına dayansa dahi o hak bir taşınmaza yönelik olduğundan el atmanın önlenmesi davası ayni bir dava niteliğindedir.

El Atmanın Önlenmesi Davasının Şartları

Mülkiyet Hakkına Yönelen Hukuka Aykırı Bir Müdahalenin Bulunması

– Mülkiyet Hakkına Yönelen Hukuka Aykırı Müdahalenin Devam Ediyor Olması

El Atmanın Önlenmesi Davasının Tarafları

Davacı, El atmanın önlenmesi davası esas olarak “el konulan taşınmazın maliki veya onun mirasçıları” tarafından açılır.

El atılan taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet ilişkisinin söz konusu olması halinde TMK madde 693/3’te yer alan “Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir. ” hükmü dolayısıyla paylı maliklerden her biri ayrı ayrı kamulaştırmasız el atma nedeniyle el atmanın önlenmesi davası açabileceklerdir. Elbirliği mülkiyet halinde ise TMK madde 702/4’te düzenleme altına alman “Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır. ” hükmü gereğince taşınmaza elbirliği ile malik olanlardan her biri taşınmaza kamulaştırmasız olarak el konulması halinde el atmanın önlenmesi davasını açabilecektir.

-Davalı, El atmanın önlenmesi davasında davalı taşınmaza kamulaştırma yapmaksızın el atan İdaredir.

Kamulaştırmasız olarak el konulan taşınmaz üzerindeki sorumluluk hangi idareye aitse kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılacak davaların ona yöneltilmesi gerekmektedir.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Görev ve Yetki

Kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi davalarında görevli mahkeme HMK hükümleri uyarınca özel bir düzenleme olmadığından genel hükümlere tabidir ve görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

HM K’nın 5. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalının ikametgâhı mahkemesidir.

Hak Düşürücü Süre

Kamulaştırmasız el atma davalarının dayanağını olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları’nda da açıkça belirtildiği gibi el atmanın önlenmesi ve bedel davaları taşınmazın aynına ilişkin olduğundan, zamanaşımı söz konusu değildir.

Bedelin Tahsili Davası

Taşınmazına idare tarafından haksız olarak el atılan malik, açacağı bedel davasıyla, taşınmazının mülkiyetine karşılık idareden bir bedel isteyebilmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 16.05.1956 tarihli, 1956/1 E. ve 1956/6 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, taşınmaz malikinin, açacağı davayla el atmanın önlenmesini isteyebileceği dilerse bu yola başvurmayıp taşınmazın mülkiyetinin idareye devrine razı olarak taşınmaz malın bedelinin verilmesini de dava edebileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Bedelin Tahsili Davasının Tarafları

Davacı, Bedel davasının davacısı el konulan yerin maliki veya onun mirasçılarıdır. Dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmaması halinde ise bu taşınmazın zilyedi de -bu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkını kazanmış olmak şartıyla- bedel davası açabilecektir.

-Davalı, taşınmaza kamulaştırma yapmaksızın el koyan idaredir.

Tazminat Davası

Kamulaştırmasız el atmanın haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle meydana gelen zararların tazmini için tazminat davası açılabilmektedir. Tazminat davası ile bedel davası birbirinden ayrı davalardır. Bedel davasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın mülkiyeti idareye devredilerek taşınmazın bedeli tahsil edilmektedir. Tazminat davasında ise idare tarafından yapılan haksız fiil nedeniyle malikin uğramış olduğu zararın tazmini amaçlanmaktadır.

Tazminat davası adli yargıda görülmekte ve hukuki nitelik açısından mülkiyet hakkına dayanmaması sebebiyle şahsi dava niteliğindedir.

Ecrimisil Davası

Ecrimisil davasında kötü niyetli zilyet, taşınmazın başkasına ait olduğunu bildiği veya bilecek durumda olduğu halden, malikin veya zilyedin rızası olmaksızın, kullanmakta ve yarar elde etmektedir. İdare özel mülkiyetteki bir taşınmaza el atarak taşınmaza herhangi bir zarar vermemiş olsa da malikin söz konusu taşınmazdan elde edeceği yarardan yoksun kalmasına sebebiyet vermesi nedeniyle kira bedelini ödemek zorundadır.

Ecrimisil davasında TMK’nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, taşınmazı haksız olarak işgal etmiş olduğu için malike, kazanç sağladığı veya kazanç sağlamayı ihmal ettiği ürünlerin karşılığı olarak bir tazminat ödemek zorundadır. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasından farklı olan ecrimisil davası, özel bir tazminat davasıdır. Zira tazminat davası için zarar şartı aranırken ecrimisil davası için zarar şartı aranmamaktadır. Sadece kötü niyetli zilyedin taşınmazı haksız kullanımına karşılık bir tazminat talep edilmektedir. Oysaki tazminat davasında idare özel mülkiyetteki taşınmazı yıkarak, bozarak veya başka şekillerde zarar vermektedir. İdare vermiş olduğu zararı ödemekle yükümlüdür.

Hukuki El Atmadan Kaynaklanan Hüküm ve Sonuçlar

Hukuki el atma, kanuna ve onun verdiği yetkiye dayanarak, idare tarafından mülkiyet hakkının kullanımının uzun yıllarca engellenmesi sonucuna yol açacak şekilde taşınmaza müdahale de bulunulmasıdır.

Hukuki El Atmanın Unsurları

-İdare Tarafından El Atılmış Olması

-Özel Mülkiyetteki Taşınmaza El Atılması

-El Atmanın Uygulama İmar Planı Suretiyle Yapılması

-Mülkiyet Hakkının Hukuken Kısıtlanması

Hukuki El Atmada Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kamulaştırma Kanununun yetkili ve görevli mahkeme ve yargılama usulü başlıklı 37’nci maddesindeki düzenleme şöyledir: “Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür.” Hukuki el atma halinde görevli mahkeme konusunda uygulamada bazı sorunlarla karşılaşılmıştır. Zira uzun yıllar imar planlarında kamu hizmeti için ayrılan taşınmazların kamulaştırılmaması işleminden başka bir ifade ile hukuki el atmadan kaynaklı tazminat davaları adli yargıda açılmıştır. Bu davalarda görev itirazı sonucu Uyuşmazlık Mahkemesi görevli yargı yolunu idari yargı olarak tayin etmiştir.

İdari Yargılama Usulü Kanununda, “Taşınmaz mallara ilişkin davalarda yetki” başlıklı 34’ncü maddesinde yer alan hüküm şöyledir: “İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.”

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/17355 K. 2017/445 T. 24.01.2017:

Davacı … vekili, Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındaki yol boşluğuna ev yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesine, söz konusu evin yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı …, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir(6100 sayılı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tespit dışı bırakılan yere yönelik el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu görüşünden hareketle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

TMK’nun 715. maddesinde yolların kamu malı olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan yerler Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde de tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Davalı tarafından ev yapılan yer yol niteliğinde olduğuna göre, davacı …nin mülkiyet hakkına dayandığının kabulü gerekir. O halde; Asliye Hukuk Mahkemesi’nce taraf delilleri toplanarak elde edilecek sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2019/813 K. 2019/13787 T. 08.07.2019:

“Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu … İlçesi, … Köyü 688 ada 3 sayılı taşınmaza davalı idare tarafından el atıldığıanlaşıldığından, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabülüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

Dava değeri; dava konusu taşınmaz ve ecrimisil bedeli toplamı üzerinden hesaplanması gerektiği ve bu nedenle alınması gereken karar ve ilam harcı 100.915,11 TL olması gerekirken, yazılı şekilde maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilerek karar verilmesi,

Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,

Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının; 3 nolu bendinin ve 02/03/2016 tarihli harca ilişkin maddi hatanın düzeltilmesi kısmının çıktartılmasına, yerine (dava kabul edildiğinden dava değeri üzerinden harçalanan 100.915,11 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 21.267,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 79.648,11 TL harcın davalı tarafa alınarak Hazineye gelir kaydına) ibaresinin yazılmasına,…”

Avukat vekalet ücreti ne kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir.  Bilindiği üzere her yıl  Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer.  Görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez, dolayısıyla  her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.(2023 -2024 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi için tıklayınız.)

İlgili yazılarımız;
Bizimle nasıl iletişime geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numaralı telefondan numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için irembikedemirhan@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz. (Avukatlık Kanunu uyarınca ücretsiz danışmanlık ve bilgi verme hizmetimiz bulunmamaktadır.)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sivas Avukat Irem Bike Demirhan

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?