Kamulaştırma İle İlgili Yüzdeli Sözleşme

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Kamulaştırma İle İlgili Yüzdeli Sözleşme

Kamulaştırma İle İlgili Yüzdeli Sözleşme

Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak sözleşmede herhangi bir oran konulmasını mutlak yasaya aykırı olduğunu kabul ve hatta Avukatlık Yasası’nın 164/4 maddesi gereği %10’u ile %20’si arasında dahi ücret takdir edilemeyeceğini, maktu ücret takdiri gerektiğini bildirmektedir. Davada kazanılacak tahmini bir rakam belirlenmeli, ona göre sözleşme yapılmal, infazında ısrarcı olunmamalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2017 gün ve E. 2017/667, K. 2017/1006 sayılı karar;

“…Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.01.2014
gün ve 2012/672 E., 2014/33 K. sayılı kararın her iki taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2015 gün ve 2014/13305 E., 2015/5897 K. sayılı kararı ile;
…Her ne kadar mahkemece, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bu durumun hak ve nesafete, hukuk hayatının olağan akışına ve Avukatlık Kanunu’na aykırı olacağı ve taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı gerekçesi ile kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen bedelin %10’u üzerinden 422.472.50 TL ücret takdirinin uygun olacağına karar verilmiş ise de; taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmaması halinde Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesinde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde “müdeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir ücret” mahkemece tayin edilecektir. Ancak Kamulaştırma Kanunu’nun 31. Maddesinin (e) bendinde ise, “kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılması” nın yasak ve suç sayılan bir
eylem olduğu, aynı Kanunun 33. maddesinde de, 31. maddenin (e) bendine aykırı hareket edenler hakkında bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ağır para cezası öngörüldüğü açıkça yazılıdır. Bu durumda kamulaştırma davaları ile ilgili olarak vekalet ücretinin belirlenmesi konusunda, özel kanun niteliğindeki Kamulaştırma Kanunu’nun öncelikle uygulanması gerekeceğinden, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin bir davada, avukatlık ücretinin nispi (müddeabihin belli bir yüzdesi, %10, %20, %30 vb.) olarak kararlaştırılmasının, anılan yasa hükümleri gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
Bu kabule göre, yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bulunmaması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti miktarının, mahkemenin takdirine göre, dava değerinin %10’u ile %20’si arasında nispi (yüzde) olarak belirlenmesini öngören Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesinin de, aynı şekilde kamulaştırma davaları yönünden uygulanması mümkün değildir. Aksine görüşün kabulü, başka bir ifadeyle “yazılı ücret sözleşmesi yapılmaması durumunda, Avukatlık Kanunu’ nun 164/4. maddesi gereğince, vekalet ücretinin dava değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden belirlenebileceğini” kabul etmek, bu davalar yönünden ücretin nispi (yüzde) olarak belirlenmesini yasaklayan ve cezai müeyyide öngören Kamulaştırma Kanunu’nun 31(e) ve 33. maddelerine aykırılık teşkil edeceği gibi, genel olarak benimsenen sözleşme serbestisinin, kamu yararı düşüncesiyle sınırlandırıldığı istisnai hallerden biri olarak düzenlenen söz konusu bu yasa hükümlerinin ihdas amacına da aykırı olacaktır.
O halde açıklanan tüm bu nedenlerle, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin davada, avukatla müvekkili arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması durumunda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde öngörülen maktu ücret olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda da mahkemece, haksız olarak azledilen davacı avukatların, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi mevcut olmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesin’de öngörülen maktu ücret üzerinden vekalet ücreti talep edebileceği, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası yönünden ise, dava dosyasında dava değeri 15.000,00 TL. olarak gösterilmiş ve o davanın yargılaması sırasında talep sonucu da artırılmamış olduğundan dava değeri olan 15.000,00 TL’ nin %10’ ile %20’ si arasındaki oran yönünden mahkemenin kabul ettiği %10 oran üzerinden 1.500,00 TL nisbi vekalet ücreti talep edebileceği kabul edilerek, bu bedellerin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı yanlış gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
…Bozma kararına karşı Yerel Mahkeme, davada vekalet ücret sözleşmesi mevcut olmayıp, idare tarafından bedel tespiti davası açılmadan önce aynı taşınmaza idarece el koyulmasından kaynaklı tazminatın tahsili için açılan ve bedel tespiti davası açılınca zorunlu nedenlerle bekletilen tazminat davası da gözetilerek Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükmü gereğince haksız azil nedeniyle hak edilen ücretin tahsili amaçlandığı, normal şartlar altında ilk davayı takip edecekleri anlaşılan, idarenin açtığı ikinci dava aynı taşınmaza ilişkin olduğu için ikinci davada belirlenen aynı bedel üzerinden vekalet ücretine hak kazanacakları muhakkak olan davacıların, ikinci davanın niteliği ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanun’nun 31. maddesi fırsat olarak görülüp haksız azil ile harcadıkları tüm emeklerin boşa çıkarılması suretiyle davalıların dürüst davranma kuralına aykırı davrandıklarını, bu şekildeki bir hareketin yasaca korunması mümkün olmadığını, bozma ilamı doğrultusunda karar verilmesi halinde davalıların haksız azil ile normal şartlarda davacılara ödemeleri gereken avukatlık ücretinin kat be kat altında bir ücret ödeyeceğini, bu durumda da, Anayasanın 18. maddesi ile yasaklanan angaryanın bir mahkeme kararı ile fiilen uygulanmış olacağını ve bunun ne hakkaniyete, ne de dürüstlük kuralına uygun düşeceğini belirterek önceki kararda direnmiştir.
…Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2014 gün ve E. 2014/881, K. 2014/16658 sayılı kararı;

“…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine göre açılmış kamulaştırma bedelinin tespiti ve yerin idare adına tescili davasında, davalı tarafı temsil eden avukatın vekalet ücreti alacağına ilişkindir. Taraflar arasındaki tarihsiz ücret sözleşmesinde, kamulaştırma bedelinin alınması ve dava açılması, takibi ve sonuçlandırılması sonucunda, toplam avukatlık ücretinin kamulaştırma bedelinin % 15’i nin ücret olarak alınacağının kararlaştırıldığı ve 04.02.2013 tarihinde davacı avukatın azledildiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı tarafından tahsil olunan kamulaştırma bedelinin % 15 ile uzlaşma dışında kalan taşınmazlar için de dava değeri üzerindne AÜT’ne göre nisbi vekalet ücretine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında davalı tarafta yer alan davacı avukata ödenecek ücretin ne olacağı konusunda toplanmaktadır. 4650 sayılı Yasanın kamulaştırma davalarını yeni bir usule bağladığını öncelikle belirtmek gerekir. Kanun genel hükümler uyarınca açılan kamulaştırmasız el atma davalarının tabi olduğu yöntemden ayrılmıştır. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve yerin idare adına tescili davası niteliği itibariyle bir tespit davası niteliğinde olduğundan her iki taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmektedir. Davanın her iki tarafı kamulaştırmaya konu taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemektedir. Açılan davada kamulaştırma bedelinin artımı sözkonusu olabileceği gibi kıymet takdir komisyonun belirlediği değerden daha az bir bedelin ortaya çıkması da imkan dahilindedir. Bu tür davalarda haklı veya haksız çıkan bir taraf yoktur, bu nedenle Mahkemece, 10 uncu maddede öngörülen usule göre kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak mal sahibi adına bir bankaya yatırılması halinde taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin davalı tarafa ödenmesine karar verilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
Bu açıklamalardan sonra 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasası’nın “Yasak İşler ve Eylemler” başlığını taşıyan 31. maddesinin (e) bendinde “Kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılamayacağı” hüküm altına alındıktan sonra aynı yasanın 32 maddesinde yasak daha da genişletilerek aksine davranışın suç olduğu belirtilmiş, 33. maddesinde de bu suçun müeyyidesi öngörülmüştür. Bu nedenle yasanın açık düzenlemeleri karşısında kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukata ait olacağına ilişkin her türlü ücret kararlaştırmalarının yasaklandığı ve suç sayıldığı, taraflar arasında kurulduğu kabul edilen sözleşmenin BK 19 ve 20. maddeleri ile Yasanın 31. maddesi gereği kesin hükümsüzlüğü gözönüne alınmalıdır. O halde mahkemece, davacı avukatın, davalıları temsil ettiği kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında maktu vekalet ücreti alabileceği göz önünde bulundurularak, bu yönde gerekirse taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti marifetiyle rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,
bozmayı gerektirmiştir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2015 gün ve E. 2014/8469, K. 2015/608 sayılı kararı;

“…Kamulaştırma Kanunu’nun 31. maddesinin (e) bendinde, kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılmasının yasak ve suç sayılan bir eylem olduğu, aynı Kanunu’nun 33. maddesinde de, 31. maddenin (e) bendine aykırı hareket edenler hakkında bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ağır para cezası öngörüldüğü açıkça yazılıdır. Bu durumda Kamulaştırma davaları ile ilgili olarak avukatlık ücretinin nispi (%10, %20, %30 vb.) olarak kararlaştırılmasının, anılan yasa hükümleri gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Kamulaştırma davaları yönünden, avukatla müvekkili arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması, ya da geçersiz olması durumunda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücreti ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde öngörülen maktu ücret kadardır.
Dava konusu olayda, taraflar arasındaki “Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nde işin konusu, sözleşmede belirtilen arsaların “kamulaştırılması ve kamulaştırma bedellerinin alınması” olarak açıklanmış, ücret olarak da, “kamulaştırma bedelinin %10’nun ödeneceği” belirtilmiştir. Söz konusu ücretin 30.000,00 TL’lik kısmının peşin olarak davalıya ödendiği ihtilafsız olup davacı, davalı avukatın sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, peşin olarak ödenen ücretin iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki sözleşme, Kamulaştırma Kanunu’nun az yukarda belirtilen hükümleri gereğince geçersizdir. Davalı avukat, söz konusu ücreti, danışmanlık ücreti olarak aldığını savunmuşsa da. bu savunma davacı tarafından kabul edilmediği gibi, sözleşmede de böyle bir ücretten bahsedilmemiştir. Ayrıca davalı, davacı şirkete bir hukuki yardımda bulunduğunu da ispat edememiştir. Bu itibarla davalı avukat, geçersiz sözleşme ile
öngörülen ücreti talep edemeyeceği gibi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu ücrete de hak kazanamamıştır. Her ne kadar mahkemece, sözleşmenin 9. maddesinde düzenlenen, “60 iş günü içinde sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi halinde tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra etıriş sayılacakları” koşulu karşısında, davacının 60 iş günü geçtikten sonra peşin ödediği bedeli isteyemeyeceği kabul edilmişse de, söz konusu maddenin, geçersiz bir sözleşmeye geçerlilik izafe edecek şekilde yorumlanması mümkün olmadığı gibi, esasen taraflar bu amaçla da sözleşme hükmü düzenleyemezler. Dolayısıyla sözleşmenin 9. maddesindeki hüküm de, mahkemenin kabulünün aksine, geçersiz sözleşmeye
göre yapılan kısmi ücret ödemesinin iadesine engel değildir. O halde mahkemece, davacı tarafın 30.000,00 TL’nin iadesi için yaptığı takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 12.06.2013 gün ve E. 2013/5765, K. 2013/16006 sayılı kararı;

“… Her ne kadar Mahkemece, “…kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarından dolayı davalının vekil olarak toplam 1.029.205.97 TL kamulaştırma bedelini çektiği, davacılara isabet eden 257.301,49 TL’dan davacılara 232.751,00 TL ödendiği, bakiye 24.550,49TL ödenmediği, davalı vekilin davalardan dolayı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 88.220.37 TL olduğu ve bu miktardan 1/4’ü olan 22.055.9.TL’nin davacıların hissesine düştüğü, davalının hapis hakkını kullandığı ve icra takibinden sonra 6.000,00 TL davalının davacılara ödediği o halde buna göre davalının davacılara eksik ödemesi bulunmadığı…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Kamulaştırma Kanunu tarafından hüküm altına alınacak şeyin değerinin belli vüzdesi koşulu ile ücret sözleşmesi yasaklanmıştır. Kamulaştırma bedelinin artırılması için açılacak davalarda Avukatlık Kanunu’na göre özel hüküm niteliği taşıyan Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili hükümleri öncelikle uygulanacaktır. Davalı, Avukatlık Kanunu’na göre nisbi ücret talep edemez. Kamulaştırma Kanunu gereğince kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında maktu vekalet ücretine hak kazanır. O halde mahkemece, davalı avukatın, davacıları temsil ettiği kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında maktu vekalet ücreti alabileceği göz önünde bulundurularak bu yönde gerekirse taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti marifetiyle rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken az yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2017 gün ve E. 2015/15304 K. 2017/3248 sayılı kararı;

“…Azlin haksız olduğu mahkemenin de kabulündedir. Her ne kadar mahkemece, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında davalı lehine hükmedilen müddeabihin %15’i oranında akdi vekalet ücreti takdirinin uygun olacağına karar verilmiş ise de; taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmaması halinde Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesinde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde “müdeabihin değerinin % 10’u ile %20’si arasındaki bir ücret mahkemece tayin edilecektir. Ancak Kamulaştırma Kanunu’nun 31. maddesinin (e) bendinde ise, “kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılması” nın yasak ve suç sayılan bir eylem olduğu, aynı Kanunun 33. maddesinde de, 31. maddenin (e) bendine aykırı hareket edenler hakkında bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ağır para cezası öngörüldüğü açıkça yazılıdır. Bu durumda kamulaştırma davaları ile ilgili olarak vekalet ücretinin belirlenmesi konusunda, özel kanun niteliğindeki Kamulaştırma Kanununun öncelikle uygulanması gerekeceğinden, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin bir davada, Avukatlık ücretinin nispi (müddeabihin belli bir yüzdesi, % 10, % 20, % 30 vb.) olarak kararlaştırılmasının, anılan yasa hükümleri gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Bu kabule göre, yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bulunmaması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti miktarının, mahkemenin takdirine göre, dava değerinin % 10’u ile % 20’si arasında nispi (yüzde) olarak belirlenmesini öngören Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinin de, aynı şekilde Kamulaştırma davaları yönünden uygulanması mümkün değildir. Aksine görüşün kabulü, başka bir ifadeyle “yazılı ücret sözleşmesi yapılmaması durumunda, Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesi gereğince, vekalet ücretinin dava değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden belirlenebileceğini” kabul etmek, bu davalar yönünden ücretin nispi (yüzde) olarak belirlenmesini yasaklayan ve cezai müeyyide öngören Kamulaştırma Kanunu’ nun 31(e) ve 33. maddelerine aykırılık teşkil edeceği gibi, genel olarak benimsenen sözleşme serbestisinin,
kamu yararı düşüncesiyle sınırlandırıldığı istisnai hallerden biri olarak düzenlenen söz konusu bu yasa hükümlerinin ihdas amacına da aykırı olacaktır. O halde açıklanan tüm bu nedenlerle, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin davada, avukatla müvekkili arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması durumunda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen maktu ücret olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda da mahkemece, haksız olarak azledilen davacı avukatın, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi mevcut olmaması nedeniyle kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen maktu ücret üzerinden vekalet ücreti talep edebileceği kabul edilerek, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir….” 06.10.2021

(KAYNAKÇA: AV.M.Haşım mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, Türkiye Barolar Birliği, Ankara,2020)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?