İstihkak Davası

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > İstihkak Davası

İstihkak Davası

istihkak davasi

İstihkak davası mülkiyeti çekişmeli olan taşınır ve taşınmaz malın kime ait olduğunun tespiti için açılan bir davadır.  Bu dava türünde:

  • Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve iki tarafa da bildirir.
  • İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir.
  • Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.
  • Malın haczine mutalli olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde hakkını kaybeder.
  • İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığI tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ittila kesbetmiş sayılırlar.

İstihkak Davası Açma Şartları Nelerdir?

İstihkak davasının açıldığı haller arasında; hacizde istihkak, malın elden çıkması durumunda istihkak ve mirasta istihkak davaları yer alıyor. Malik olunan bir malın elden rıza dışında çıkarılması durumda istihkak davası açılabilir. Malın dolaysız olarak zilyetliğini kaybeden bir kişinin dolaysız zilyetliğini tekrar sağlamak için açtığı dava türüdür. Malın elinde bulunduğunu bildiğiniz kişiden, mülkiyet hakkını almak için istihkak davası açılabilir.

İflasta İstihkak Davası Nedir?

İflasta istihkak davası, iflasın açıldığı anda elinde bulunan bir mal üzerinde üçüncü kişilerin mülkiyet iddiasında bulunması üzerine, malın müflise mi üçüncü kişiye mi ait olduğuna dair uyuşmazlığı çözümleyen dava türüdür. İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşecektir. Bu nedenle dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır.

Miras Sebebiyle İstihkak Davası Nedir?

Miras sebebiyle açılabilcek istihkak davası dayanağını Türk Medeni Kanunu’ndan alır. Miras sebebiyle istihkak, tereke malını elinde bulunduran kişiden bunun alınması adına açılan davadır Yasal veya atanmış mirasçılar, terekenin tamamını yahut içinden bazı malları bir şekilde elinde bulunduran kişiye karşı mirasçılıktan doğan üstün hakkını ileri sürmek suretiyle miras sebebiyle istihkak davası açma imkanına sahiptirler. Miras sebebiyle istihkak davasında hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili diğer uyuşmazlıkları da çözüme bağlar. Miras sebebiyle istihkak davasının kabul edildiğinde davaya konu tereke malları, davacıya geri verilir.

Hacizde İstihkak Davası Nedir?

Hacizde istihkak konusu bakımından istihkak iddiasına konu malın kimin elinde bulunduğuna göre ikili bir ayrıma gitmek gerekmektedir. hacizde istihkak da iki şekilde meydana gelebilmektedir ve bu haller şunlardır:

  • Malın borçlunun elinde olması veya borçluya birlikte üçüncü kişinin elinde olması hali.
  • Malın tamamen üçüncü kişinin elinde olması hali.

Hacizde İstihkak Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

İstihkak davaları hak sahipliği çekişmeli malların haczedilmesinden itibaren yedi gün içerisinde açılmalıdır. Yedi günlük süre hak düşürücü süredir. Yani mahkemece resen göz önüne alınır ve bu süre geçirildikten sonra davanın görülmesi mümkün olmaz. Süre geçirildiği takdirde uyuşmazlığa konu malın satışının önünde herhangi bir engel kalmayacağı için istihkak davası açacak tarafın dikkatli hareket etmesi gerekmektedir. Kanun koyucu tarafların hak kaybı yaşamasını önlemek  için haciz durumunun daha sonra öğrenilmesi durumunda sürenin ne zamandan itibaren başlayacağını ayrıca düzenlemiştir.  Buna göre haciz işlemi daha sonra öğrenildiği takdirde söz konusu hak düşürücü süre haciz işleminin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Üçüncü Şahsın İstihkak İddiası

İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgililerle yapacağı inceleme sonucunda talikine karar verir. İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullandığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin taliki talebini reddeder.  Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Üçüncü şahıs istihkak davası açmaz ise istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır ve o mal üzerindeki çekişme sona erer, satış aşamasına geçilebilir.

Ancak bu üçüncü kişinin tamamen hak kaybına uğradığı anlamına gelmez. Üçüncü kişiye istihkak iddiasında bulunma imkanı tanınmamışsa, üçüncü kişinin takipten haberi olmamışsa bu durumda üçüncü şahsın satış gerçekleşene kadar bu durumdan haberdar olduktan sonra 7 gün içerisinde istihkak davası açabilir. Satış gerçekleşmişse gene istihkak davası açabilir ancak bu durumda dava satış bedeli üzerinden ilerler.

İstihkak Davalarında Mülkiyet Karinesi

Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü kişiler taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur.

Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibarıyla kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar bunlardan kaçınamaz Bu karinenin aksini ispat yükü iddia eden kişiyedir.

Satış Vaadi Sözleşmesi Belgesinin Delil Niteliği

Davacı tarafından sunulan taşınmaza ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, hacizli menkul ev eşyalarının davacıya ait olduğunu gösterir belge sayılmaz.

İstihkak Davasında Zamanaşımı Süresi Nedir?

Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Zamanaşımı süreleri davacı ve davalının durumuna, özellikle davacının bazı durumları öğrenip öğrenmemesine, davalının da iyiniyetli olup olmamasına göre sübjektif nispi nitelikte kısa süreler ve mutlak nitelikte uzun süreler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Örnek Yargıtay Kararları

 Yargıtay 21.HD 21.01.2010 tarih, E. 2008/19610 ve K: 2010/299 sayılı kararı:

“Dava konusu ev eşyaları 3. kişi durumundaki davacıya ait ev adresinde 1.4.2008 tarihinde haczedilmiş, davacı 3. kişinin istihkak iddiasına alacaklı vekilince karşı çıkılmıştır. Borçlunun takip dayanağı bonodaki adresi İstasyon Caddesi … Yeşilköy adresidir. Borçluya ödeme emri 8.4.2008 tarihinde icra dairesinde tebliğ edilmiş, borçlu lehine olan sürelerden feragat ederek takibi kesinleştirmiş ve adres olarak mahkemenin kabulünün aksine takip adresi olan İstasyon Caddesi No: … Yeşilköy adresini bildirmiştir. Haciz ise Ürgüplü Caddesi Kuşkonmaz SK. … Yeşilyurt adresinde davacının huzuru ile gerçekleşmiştir.

Haczin uygulandığı adres takip yada ödeme emri tebliğ adresi olmayıp, borçlu hacizde de hazır olmadığından, borçlunun haciz adresi ile ilgisi saptanamamaktadır. Bu durumda İİK’in 97/a maddesinde öngörülen karine davacı yararına olup, haciz adresinin ve hacizli malların borçlu ile ilgisinin davalı alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Davanın 3. kişi tarafından açılmış olması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Davalı alacaklı tarafından haciz adresinin ve hacizli malların borçluya ait olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt ileri sürülmemiştir.

Aksine ispat yükü kendisinde olmamasına rağmen davacı 3. kişi tarafından, haciz adresinin çalıştığı firma yetkilisi tarafından kiralandığına ilişkin 1.6.2007 tarihli kira sözleşmesi sunulmuş, bu sözleşmede davacının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu görülmüş, yine hacizli malların bir kısmına uygunluk arzeden ve çalıştığı firma adına düzenlenen 20.7.2007 tarihli fatura sunulmuşmr. Anılan sebeplerle haciz adresinin ve hacizli malların borçluya ait olduğu-kanıtlanmadığından 3. Kişi tarafından açılan davanın kabulü yerine reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Yargıtay 13. HD 03.11.1982 Tarih, E. 1982/ 6215, K1982 / 6492 sayılı kararı:

“Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: İstihkak davalarının hazırlık ve açılma safhaları İcra ve İflas Kanununun 96 ve onu izleyen 99 ncu maddeleri hükümleri çevresinde yürütülür ve çözüme bağlanır. Bu maddeler içeriğine göre borçlu elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, alacaklı veya borçlunun itirazı üzerine istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi bu iddiasını ispat için istihkak davası açmak zorundadır.

Eğer haciz edilen şey borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir kişi nezdinde bulunuyorsa icra memuru alacaklıya, tetkik merciine başvurması için (7) günlük mühlet verir. Mahcuz mal üzerinde istihkak veya üçüncü kişinin muarazasının önlenmesi davaları yukarıda açıklanan nedenlerle açılabilir. Ne var ki, mahcuzu elinde bulunduran üçüncü kişinin ispat yükünü üzerine alarak, istihkak veya icra memuru tarafından kendisine (7) günlük süre verilmeyen alacaklının muarazanın önlenmesi davası açmasını engelleyen yasada bir hüküm yoktur.

Kaldı ki olayımızda olduğu gibi haciz edilen şey üçüncü kişi elindedir. İcra memuru da alacaklıya dava açması için mühlet vermemiştir. Alacağı nedeni ile malı haciz ettiren alacaklının, alacağına kavuşabilmesi için yapabileceği işlerden biri de, doğrudan kanıt yükünü üzerine almak suretiyle dava açabilmesidir. İşte, davacı da bunu yapmıştır. Yargıtay’ın kökleşen içtihatları bu doğrultudadır. Merciice aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA 3.11.1982 gününde oybirliği ile karar verildi.”

Gayrimenkul Avukatı vekalet ücreti ne kadardır?

Avukat vekalet ücreti, hakkınızda yürütülecek işlem ve dava üzerinden belirlenmektedir.  Bilindiği üzere her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” yasalaşarak yürürlüğe girer.  Türk hukuku kapsamında görülen davalarda avukat vekalet ücreti, bu tarifede belirtilen ücretin altında bir tutar olarak belirlenemez. Dolayısıyla Gayrimenkul avukatı vekalet ücreti her zaman sabit ve kesin değildir. Bununla birlikte Baro tarafından belirtilen asgari ücret tarifesinin üzerinde bir avukatlık ücreti belirlenmesi mümkün olabilir.(2023 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi için tıklayınız.)

İlgili yazılarımız;
Bizimle nasıl iletişime geçebilirsiniz?

Her türlü avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi almak için 0545 588 0258 numaralı telefondan numarası üzerinden tarafımıza ulaşabilir, her türlü sorunuz için irembikedemirhan@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz.

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sivas Avukat Irem Bike Demirhan

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?