Haksız Azil Halinde Sözleşme Varsa Ücret Ona Göre Takdir Edilmelidir

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Haksız Azil Halinde Sözleşme Varsa Ücret Ona Göre Takdir Edilmelidir

Haksız Azil Halinde Sözleşme Varsa Ücret Ona Göre Takdir Edilmelidir

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2015 gün ve E. 2014/31549, K. 2015/32037 sayılı kararı;

“…Mahkemece, ortada haksız bir azlin bulunduğu ancak davacının avukatlık yaptığı süre ve ücret sözleşmesine göre % 25 şartının hakkaniyete uygun olmadığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ücret belirleneceği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Davacı avukatın haksız olarak azledildiği mahkemenin kabulünde olduğu gibi, davalı da hükmü temyiz etmeyerek bu hususu kabul etmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 174/2 maddesi gereğince avukatın azli halinde ücretin tamamı avukata verilir. Anılan Yasa’nın 164/2. maddesinde, “Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” hükmü mevcut olup, taraflar arasındaki sözleşmede “takip miktarının %25’i” oranında avukatlık ücreti belirlenmesine ilişkin kararlaştırma, Yasa’da belirlenen %25 oranını aşmadığı için geçerlidir. O halde, ücret sözleşmesi geçerli olduğuna ve davacı avukat haksız olarak azledildiğine göre, taraflar arasındaki 30.09.2013 tarihli ücret sözleşmesinin tarafları bağlayacağı kabul edilerek ve haksız azil ile ücretin muaccel hale geldiği gözetilerek, Avukatlık Ücret Sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde davacı avukatın talebe haklı olduğu ücret belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir….”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2015 gün ve E. 2015/23304, K. 2015/29993 sayılı kararı;

“…Davacılar, haksız azil nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan avukatlık ücretinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğinde bulunmuş; davalı ise, davacı avukatı haklı azlettiğini savunmuştur. Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu ile işin yürütülmesinde Avukatlık Yasası ve meslek kurallarına göre davacıya atfedilecek bir kusurun bulunmadığı ve davacının haksız olarak azledildiği, ancak sözleşmede yer alan dava sonucunda elde edilecek net alacak kavramı ile mahkemece karar verilecek miktarın mı yoksa kararın infazı neticesinde ele geçecek miktarın mı kastedildiğinin
sözleşmeden anlaşılamaması gerekçeleriyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. ….Taraflar arasında düzenlenmiş 15.11.2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nde,”… Batman İş Mahkemesi’nde görülmekte olan dava sonucunda, elde edeceğim net alacağın % 12’sini … Avukatlık ücreti olarak ödeyeceğimi…” şeklinde düzenlemenin kararlaştırılmış olduğu görülmektedir. Bu durumda azlin haksız olduğunun kabul edilmesi halinde davacının talep edebileceği ücretin dosyadaki avukatlık ücret sözleşmesine göre belirlenmesi gerekirken, aksine düşüncelerle sözleşmenin geçerli olmadığının kabulü ile maktu vekâlet ücretine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2015 gün ve E 2014/33666, K. 2015/27495 sayılı kararı;

“…Taraflar arasında yapılan 17.10.2010 tarihli Avukatlık sözleşmesinin ücrete ilişkin 2. maddesinde; “avukatlık ücreti mahkeme tarafından hükmolunacak şeyin değerinin yahut paranın karar tarihindeki toplam tutarının %20 olarak ödenecektir. Alınacak vekâlet ücreti dava olunan değer esas alınarak saptanacaktır. Dava olunan değerin miktarı toplam asıl alacak, faiz ve diğer feriler olarak belirlenmiştir. Ödenecek avukatlık ücreti bu değerin %20 ‘sidir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu düzenlemeye göre avukat tarafından takibi yapılan davada karar verilmesi halinde hükmolunan bedelin %20’si olarak kararlaştırıldığı, mahkemece karar verilmesi öncesi diğer durumlarda ise dava değeri üzerinden %20 oranına göre ücretin tespit edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın devamı sırasında davacı avukatın yapılan azil işlemi ile dosyadan el çektirilmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan akdi vekalet ücretinin, davacı avukatın takip ettiği…..İş Mahkemesi’nin 2010/938 esas sayılı dosyasındaki harçlandırılmış dava değeri, davanın devamı sırasında ve azil tarihinden önce alacak miktarının ıslah suretiyle artırılmış olması halinde harçlandırılmış ıslah değeri üzerinden %20 oranına göre yapılacak hesaplamaya göre akdi vekalet ücretinin hesaplanması gerekir. Hal böyle olunca yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece harçlandırılmış dava değeri üzerinden sözleşmeye göre %20 oranına göre hesaplama yapılması gerekirken azil işleminden sonra vekâlet ücretine konu davada sulh işlemi gerçekleştiği dikkate alınmadan sulh olunan miktar üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir….”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2017 gün ve E. 2016/13549, K. 2017/11789 sayılı kararı;

“…Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilmekle beraber, davacının davalı ile aralarındaki sözleşme gereği hak etmiş olduğu vekâlet ücretinden %25 oranında indirim yapılarak takibin 52.500,00 TL üzerinden devamına karar verilmiş ise de; mahkemece böyle bir indirim yapılması mümkün değildir. Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edildiğine göre taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak belirlenecek vekalet ücreti üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle belirlenen bedel üzerinden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2016 gün ve E. 2015/36549, K. 2016/3687 sayılı kararı;

“…Davacı vekâlet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında akdedilen 11.11.2011 tarihli 2 adet sözleşmenin geçerli ve azlin haksız olduğu mahkemenin de kabulündedir.
…Davacı avukat tarafından, davalının vekili sıfatıyla takip edilen Tavas Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/364 Esas sayılı dava dosyası ise mal rejimin tasfiyesi ve 500.000,00 TL katılma alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. Davalı … K. ile dava dışı N. K. Arasında düzenlenen 06.05.2013 tarihli protokol incelendiğinde, taraflar tazminat kalemleri konusundaki taleplerinden vazgeçerek anlaşmalı olarak boşanma ve bununla birlikte davalıya 180.000,00 Euro katkı payı alacağı ödenmesi konusunda anlaşmışlardır. Mal rejimin tasfiyesi ve katılma alacağı istemli dava 30.05.2013 tarihinde feragatle sonuçlanmıştır. O halde bu dava dosyasına ilişkin olarak davacı sözleşme ile belirlenen maktu vekâlet ücreti ile birlikte 06.05.2013 tarihli protokol ile kararlaştırılan 180.000,00 Euro katkı payı alacağı üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hak kazanacaktır. Bu durumda mahkemece, açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının vekâlet ücreti alacağı belirlenip davalının yapmış olduğu ödemeler de vekâlet ücreti alacağından mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2016 gün ve E. 2015/33509, K. 2016/24125 sayılı kararı;

“…2-Dava, taraflar arasındaki vekâlet ilişkisine dayalı avukatlık ücret alacağına ilişkindir. Davacı avukatın haksız azledildiği mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesi gereğince ücretin tamamına avukat hak kazanır. Azlin haksız olduğu Mahkemeninde kabulünde olduğuna göre davacı avukatın ne miktar ücrete hak kazandığı taraflar arasında imzalanıp imzası inkar edilmeyen sözleşmeye göre belirlenmelidir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki ücret geçerli olup aksinin davalı tarafından ispatı gerekir. Dosya kapsamında sunulan delillerle sözleşmenin hile ile imzalatıldığı ve sonradan doldurulduğu usulüne uygun delillerle ispatlanamamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, sözleşmede kararlaştırılan ücrete hükmedilmesi gerekirken, bu yan göz ardı edilerek … Barosu asgari ücret tarifesine göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2016 gün ve E. 2016/8066, K. 2016/18370 sayılı kararı;

“…Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ilk karardaki tazminat miktarları esas alınmak suretiyle vekâlet ücreti hesaplaması yapılmıştır. Tarafların imzaladığı 28.11.2011 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde müddeabihe esas değer “dava sonunda alınacak paranın %25’i” olarak belirtilmiş olması karşısında; akdi vekâlet ücreti yönünden kesinleşen tazminat dosyasındaki davalı lehine hükmolunan tazminat miktarı esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği halde, yanlış değerlendirme sonucu kesinleşmeyen ilk karardaki miktar üzerinden hesaplanması hatalıdır. Bunun dışında icra dosyasına istinaden hesaplanacak vekâlet ücreti yönünden ise sözleşme esas alınarak hükmolunan ve kesinleşen karardaki tazminat miktarı ve ferileri üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Bu tespitleri dikkate almayarak düzenlenen rapora göre hüküm kurulamaz. O halde değinilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 gün ve E. 2015/15037, K. 2017/2053 sayılı kararı;

“…Dava, taraflar arasında mevcut avukatlık ücret sözleşmesine göre hakedilen ve ödenmeyen avukatlık ücretinin ödettirilmesine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki, dosyada bir örneği mevcut 13.05.2001 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi yasal geçerlilik koşullarına haiz olup, tarafları bağlar. Diğer yandan azlin haksız olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Nitekim mahkemenin kabulü de bu yöndedir. O halde, yapılacak iş, dayanak dava dosyasındaki değer esas alınıp, sözleşme hükümlerine göre avukatlık ücretinin tayininden ibarettir. Mahkemece değer tespiti yapılırken, dayanak Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/284 E. sayılı dava dosyasında iptal ve tescili istenen taşınmazların değeri dikkate alınmıştır. Oysa ki, bu dava dosyasında dava değeri 5.035,00 TL gösterilmiş, azil tarihine kadar da ıslah ile talep miktarı artırılmamıştır. O halde, mahkemece, dayanak dava dosyasının değeri 5.035,00 TL kabul edilip, bu değere göre avukatlık ücret sözleşmesinde belirlenen orana göre, avukatlık kanunu ve tarife hükümleri de dikkate alınarak ücret takdiri gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir….”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2017 gün ve E. 2015/17803, K. 2017/2534 sayılı kararı;

“…Taraflarca akdedilen 14.05.2008 tarihli Avukatlık sözleşmesine göre «… alınan paralardan avukat … kendi Avukatlık ücretini aldıktan sonra geri kalan kısmını banka hesabına yatıracaktır.” Sözleşmenin bu hükmü karşısında davalı avukatın Avukatlık ücretini alıp bakiyesini davacı avukata iade etmesi gerekeceği açıktır. Somut olayda, davalı avukatın, davacının vekili sıfatıyla tahsil ettiği 51.247,00 TL’yi açılan davaların giderleri ve Avukatlık ücreti olarak uhdesinde tuttuğunu bildirmiş olması karşısında; yukarıdaki açıklamalar da gözetilerek, ispat yükünün davalının üzerinde olduğu gözetilmeli, Avukatlık ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili bir sonuca varılmalı, bu yapılırken de azlin haklı nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı üzerinde durulmalı, bulunacak rakam, davalının uhdesinde bulundurduğu rakamdan az olduğunun anlaşılması halinde ise bakiyesi davacıya iade edilmeli, bu kapsamda bir hüküm kurulmalıdır. Karar bu yönleri itibariyle usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…” 06.10.2021

(KAYNAKÇA: AV.M.Haşım mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, Türkiye Barolar Birliği, Ankara,2020)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?