Avukatlık Sözleşmesinde Bildirilen Süreden Önce Fesih Yapılmışsa Ücret Nasıl Takdir Edilecektir?

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Avukatlık Sözleşmesinde Bildirilen Süreden Önce Fesih Yapılmışsa Ücret Nasıl Takdir Edilecektir?

Avukatlık Sözleşmesinde Bildirilen Süreden Önce Fesih Yapılmışsa Ücret Nasıl Takdir Edilecektir?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2013 gün ve E. 2013/5882, K. 2013/16098 sayılı kararı;

“…Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle ücret alacağının tahsiline ilişkindir. Davacı ile davalı arasında 01.11.2005 tarihinde imzalanan sözleşmenin 3 yıl süreli olduğu, aylık 750,00 TL. Ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve davalının 20.07.2006 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin feshedildiği 2006 temmuz ayından sözleşmenin sona ereceği 01.11.2008 tarihine kadar olan bakiye 28 aylık ücrete karar verilmiştir. Ancak ücret alacağının belirlenirken B.K 325 maddesinin de gözardı edilmemesi gerekir. Yanlar arasında düzenlenen sözleşmenin, süresi dolmadan davalı tarafından feshedildiği açıktır. BK.nun 325. maddesinin; davacının tasarruf ettiği yahut diğer bir işle kazandığı veya kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeye mecburdur, hükmü uyarınca davacının işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği emek ve mesai gözetilerek istediği ücretten uygun miktarda indirim yapılması gerekirken bu yön gözardı edilerek ücretin tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2013 gün ve E. 2012/22858, K. 2013/4678 sayılı kararı;

“…Mahkemece, haksız azil nedeniyle davacının azil tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olan 29.12.2011 tarihi arasındaki 26 aylık dönem yönünden danışmanlık hizmeti için ücret talep edebileceği, doğru olarak belirtilmiş ise de; dava konusu olayda uygulanması gereken BK.’nun 325. maddesinin de gözden uzak tutulmaması gerekir. BK/nun 325. maddesi, “…işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı veya kazanmaktan kasten
feragat ettiği şeyin mahsup edileceğimi hükme bağlamış olup, anılan amir hüküm uyarınca, davacının sözleşmenin feshinden sonra, sözleşme ile yükümlendiği işi yapmamasından dolayı tasarruf edebileceği miktar ile başka bir iş yapabileceği nedeniyle kazanabileceği miktarın bakiye aylık ücret miktarından mahsubu gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek az yukarıda açıklanan şekilde davacının tasarruf eyleyebileceği miktar konusunda gerekirse alanında uzman bilirkişiden taraf ve yargı denetimine açık rapor almak suretiyle belirlenecek miktarın bakiye aylar ücretinden mahsubuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu yöndeki talebin kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı
gerektirir…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13.02.2013 gün ve E. 2012/8545, K. 2013/3249 sayılı kararı;

“… Taraflar arasında düzenlenen 15.08.2007 tarihli ücret sözleşmesinin “Ücret” başlığı altında, iş sahibi tarafından avukata aylık 2.000,00 TL net avukatlık ücreti ile %18 KDV ödeneceği, ödemelerin takip eden ayın en geç ikinci haftası içinde yapılacağı, aylık ücretin bir yıl içinde üç kez zamanında ödenmemesi ya da iki aylık ücretin ödenmemesi- nin sözleşmenin feshi sebebi olacağı ve avukatın ihbara gerek olmadan sözleşmeyi feshedeceği ve sözleşme süresi sonuna kadar olan aylık ücretlerin muacceliyet kazanacağının belirlendiği
Anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı avukat tarafından davalı işveren vekili olarak takip ettiği Bakırköy 5. İş Mahkemesi’ndeki dosyalar ve zayi belgesi talepli dosyalara dayalı olarak davacı avukattan hesap vermesi ve bilgilendirme ödevini yerine getirmesini talep ettiklerine ilişkin davalı tarafça dosyaya hiçbir delil sunulmadığından bu iddiaları yönünden davacı avukatın yaptığı takipteki ödeme emrinin kendilerine tebliğ edilinceye kadar azledilmemiş olması ve taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmemiş olması sebebiyle, 15.08.2007 tarihinden icra takip tarihi olan 17.04.2008 tarihine kadar aylık ücret alacaklarını talep edebileceği gerekçesiyle 9 aylık ücrete hükmedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekirse davalının, takip tarihinden önce avukatın yaptığı işlemlere ilişkin hesap vermesi ve bilgilendirme ödevini yerine getirmesini talep ettiğine ilişkin herhangi bir ihtarının olmadığı mahkemenin de kabulündedir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre belirlenir. Dolayısıyla mahkemenin az yukarıdaki azlin haklılığına ilişkin gerekçesi doğru değildir. Kaldı ki, davalının aylık ücretleri süresinde ödemediği de sabittir. Hal böyle olunca, davacı avukatın sözleşmenin sonuna kadar olan aylık ücreti hak ettiğinin kabulü gerekir ise de, dava konusu olayda uygulanması gereken BK’nun 325. maddesinin de gözden uzak tutulmaması gerekir. BK’nun 325. maddesi, “…işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyin mahsup edileceği”ni hükme bağlamış olup, mahkemece bu yasa hükmü değerlendirilmemiştir. Öyle olunca mahkemece anılan yasa hükmü değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…” 21.08.2021

(KAYNAKÇA: AV.M.Haşım mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, Türkiye Barolar Birliği, ankara,2020)

 

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

 

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?