Avukatın Tek Yanlı Olarak İşi Red Hakkı Var Mı?

Av. İrem Bike Demirhan > Yazımlar  > Avukatın Tek Yanlı Olarak İşi Red Hakkı Var Mı?

Avukatın Tek Yanlı Olarak İşi Red Hakkı Var Mı?

Avukatlık Yasası’nın 37. maddesi, “Avukat kendisine teklif edilen işi sebep göstermeden reddedebilir. Reddin, iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur. İşi iki avukat tarafından reddolunan kimse, kendisine avukat tayinini baro başkanından isteyebilir. Tayin olunan avukat, baro başkanı tarafından belirtilen ücret karşılığında işi takip etmek zorundadır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 38. maddesi, “Avukat kendine teklif edilen işi gerekçe göstermeksizin ret edebilir. Takdirine esas olan nedenleri açıklamak zorunda değildir. Avukat zamanın ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez. Avukat davayı almaktan veya kovuşturmadan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmağa mecburdur” hükümlerini amirdir.

Anayasa Mahkemesi’nin 07.03.1962 gün ve 286/53 sayılı kararında, “Adalet gereklerine uymak zorunda olan ve kendisine teklif edilen işi hiçbir sebep göstermeksizin reddetmek, aldığı işi ise, haksızlığını anlayınca bırakmak yetkisine sahip bulunan avukatın davanın takibinde objektif bir görüşle hakkın yerine getirilmesine yardımcı olmasında kamu yararı vardır” görüşü ile, avukatın teklif edilen işi reddetme hakkının anayasal bir hak olduğunu bildirmiştir. Kamu yararı yanında, avukatlık meslek onuruna olan katkısı da asla unutulmamalıdır.

Ancak, vekaletnameyi kabul eden avukat, hangi nedenle olursa olsun işi yapmayacaksa, reddettiğini gecikmeden iş sahibine bildirmek zorundadır. Savunma hakkının anayasal boyutu, vazgeçilmez ve devredilmez bir hak oluşu, yasa koyucu tarafından göz ardı edilmemiş 2 ve 3. fıkralar zorunlu olarak konulmuştur. İstifa hakkı Avukatın bağımsızlığı kuralının en temel taşlarından biridir. Uluslararası uygulama da bu yöndedir. Danimarka Usul Yasası’nın 132. maddesi, “Kanunun mecbur tuttuğu haller haricinde, avukat işi kabule mecbur değildir.” Vod Kantonu Meslek Kuralları’nın 23. maddesi, “Adli müzaheret hariç, avukat davayı kabul ve reddetmekte serbesttir. Fakat bu hak, kendisine başvurana, başka bir avukata müracaat olanağı verecek süre içinde kullanılmalıdır.”

Uluslararası Barolar Birliği Oslo (1956) Kararları’nın 4. Maddesi, “Avukat zaman ve yeteneklerinin elvermediği işi kabul etmemelidir.” M. (10) “Avukat davadan ancak geçerli bir sebeple ve müvekkilinin menfaatine aykırı düşmeyecek şekilde çekilebilir.” Bern Kuralları’nın 303. maddesi, “Vekaletten çekilmek isteyen avukat bunu müşterisine zamanında bildirmelidir.” Avrupa Birliği Meslek Kuralları’nın 3.1.3. maddesi, “Avukat vekalet kabul ederken elindeki işin yoğunluğunu dikkate alır ve zamanında yerine getiremeyeceği işler için vekalet kabul etmez.”, (M. 3.1.4), “Avukat müvekkilini yeni bir avukat buluncaya kadar zarara uğrama ihtimaliyle karşı karşıya bırakacak şekil veya şartlarda vekaleti terk edemez” hükümlerini içermektedir.

Görüldüğü üzere “sebep göstermemek”, “işi başından haksız görmek” gibi nedenlerle işi ret hakkı nerede ise ortak uluslararası uygulamadır. Zaman ve iş yoğunluğu hakkın kullanımına engel olmamalı, ne müvekkil nede üçüncü şahuslar zarar görmemelidir. Özellikle iş yoğunluğu avukatlık görevi ifasının ihmalinde asla mazeret olamaz.

Avukatın istifa ettiğine dair beyanı iş sahibine ulaştığında avukatın görevi sona erer. Bu beyanın iş sahibi tarafından kabul edilmesi gerekli olmadığı gibi, avukatın istifa için haklı bir nedene sahip bulunması da gerekli değildir.

Avukat haklı veya haksız herhangi bir nedenle ve her zaman görevinden istifa edebilir. Hatta istifa haklı ise varsa sözleşme, yoksa Avukatlık Yasası’nın 164/4. maddesi gereği mahkemece tayin ve takdir olunacak ücrete de hak kazanır. Avukatın istifasının haklı olup olmadığı alacağı ücrete ilişkin bir sonuç doğurur. Avukatın istifası haksız olsa bile istifa beyanının iş sahibine ulaşması ile avukatlık sözleşmesi sona erer. Avukatın her zaman istifa yetkisi olmakla birlikte istifa nedeniyle müvekkil zarar görmemelidir.

TBB Disiplin Kurulu’nun 16.03.2002 gün ve E. 2001/269, K. 2002/80 sayılı kararı;

“… Ceza Mahkemesi kararında şikayetli avukata vekalet verildiği, ancak bunun dışında dava masrafları ile ücreti vekalet ve diğer evrakın getirildiğine ilişkin bilgiye ulaşılamadığı belirtilmiştir. Bu durumda, şikayetliye vekaletname verildiği, gerek şikayetlinin beyanı, gerekse ceza mahkemesi kararının içeriği ile sabit bulunmaktadır. Vekaletnameyi alan avukat, hangi nedenle olursa olsun işi reddettiğini gecikmeden iş sahibine bildirmek zorunda olduğu halde, bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmediği için, Avukatlık Yasası’nın 37/1 maddesine göre kusurlu görülmüştür…”

TBB Disiplin Kurulu’nun 04.04.2009 gün ve E. 2009/84, K. 2009/206 sayılı kararı;

“…İncelenen dosya kapsamından İdare Mahkemesi’nde açılan dava dilekçesinin büro avukatlarından …..’nın katkısı ile Stajyer Avukat …..tarafından hazırlandığı, büroda çalışan sekreterinde yardımı ile davanın açıldığı, şikâyetli avukatın kartviziti arkasında 480,00,00 TL’sı ücretin alındığının bildirildiği, vekâletnamenin de kabul edildiği görülmektedir. Bu durumda şikâyetçi ile yüz yüze gelmediği ve bu nedenle işi kabul etmediği savunmasına itibar olanağı yoktur. Şikâyetli avukat tarafından işin reddedildiğinin savunulmuş olması karşısında; Avukatlık Yasası’nın 37/1. maddesi, “ Avukat kendisine teklif edilen işi sebep göstermeden reddedebilir. Reddin, iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur.” Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 38. maddesi, “ Avukat kendine teklif edilen işi gerekçe
göstermeksizin red edebilir. Takdirine esas olan nedenleri açıklamak zorunda değildir. Avukat davayı almaktan veya kovuşturmadan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmağa mecburdur.” hükümleri gereği bu reddi usulüne uygun olarak yapması da zorunludur. Bu savunmayı teyit eder bir belge de sunulmamıştır…”

TBB Disiplin Kurulu’nun 25.04.2009 gün ve E. 2009/68, K. 2009/212 karar sayılı kararı;

“…1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.05.2006 gün Esas: 2006/95 Karar: 2006/138 sayılı kararı ile şikayetlinin 765 sayılı TCK nun 230/1, 59 ve 647 sayılı yasanın 4 ve 6 maddeleri uyarınca neticeten 630,00YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve ertelenmesine karar verilmiş ve karar 17.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 38. maddesine göre; “Avukat kendisine teklif edilen işi gerekçe göstermeden de reddedebilir. Takdirine esas olan nedenleri açıklamak zorunda bırakılamaz. Avukat zamanının ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez. Avukat davayı almaktan ve kavuşturmaktan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmağa dikkat edecektir.” hükümlerini amirdir. Şikayetli avukatın eylemi kesinleşmiş Mahkeme kararı ile de saptanmış olduğundan eylem Avukatlık Yasası 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3, 4, 38. maddelerine aykırı bulunmakla disiplin suçu oluşturmaktadır…”

TBB Disiplin Kurulu’nun 12.07.2013 gün ve E. 2012/824, K. 2013/473 sayılı kararı:

“…Şikâyetçinin … İcra (Hukuk) Mahkemesi’nin 17.12.2008 gün ve 2008/97 Esas, 2008/186 Karar sayılı kararı ile 3 aya kadar hapsen tazyik cezası ile cezalandırıldığı ve dosyasına müracaatla alacağın tahsil edildiğinin bildirilmediği, Şikâyetlinin 3,5 saat kadar …. Jandarma Karakolunda hürriyetinden mahrum bırakılmasına sebebiyet verildiği tartışmasızdır. Yukarıdaki hukuksal düzenleme karşısında iş yoğunluğu ve unutkanlık sonucu vazgeçme dilekçesi verilmediği yönündeki savunma kabul edilemez. Özellikle kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olacak eylem AİHS 5. maddede güvence altına alınan “özgürlük” hakkı ile de bağdaşmaz. Avukat dikkatli ve özenli olmalı kişi özgürlüğünü kısıtlayacak ihmali davranışlardan özenle kaçınmalıdır…”

TBB Disiplin Kurulu’nun 24.10.2015 gün ve E. 2015/655, K. 2015/867 sayılı kararı:

“…TBB Meslek Kuralları’nın 38/2. maddesi, “Avukat zamanının ve yeteneğinin erişemediği bir işi kabul etmez” yükümlülüğünü avukata yüklemektedir. Kabul edildiği üzere Şikâyetli avukat adına binlerce dosyasının olması Yasanın hatalı uygulanmasının bahanesi olamaz. Unutulmamalıdır ki avukat Yasa gereği personelinin eylem ve işlemlerinden, verdikleri zararlardan birinci derecede müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kaldı ki bu hatalı uygulamalar sadece o avukata değil, sonuçta tüm avukatlara ve toplumun mesleğe güvensizliğine sebep olmaktadır. UYAP üzerinden de olsa avukat taleplerini dosya içeriğine uygun olarak yapmalı “Avukat sadece haczi talep eder, bu talebi kabul edip etmeme icra memurunun görevidir, talebin hukuka uygun olmadığına karar verip haczi reddetmemekte kusurlu icra memurudur” yönünde savunma hukuken doğru ise de uygulama göz önünde bulundurulduğunda fiilen gerçeklerle bağdaşmamaktadır. İcra müdürü size güveniyor, dosyanıza dahi bakmadan talep gereklerini yerine getiriyorsa bu talepleri dosyaya uygun olarak yapmak da avukatın görevidir. Bu tür güvensizliklerin tüm avukatları zorda bıraktığı, yasal taleplerinin dahi yapılmasına engel olduğu asla unutulmamalıdır…” 21.08.2021

(KAYNAKÇA: AV.M.Haşım mısır, Avukatlık Sözleşmesi ve Ücret, Türkiye Barolar Birliği, ankara,2020)

AV.İREM BİKE DEMİRHAN

Sohbeti Aç
Hemen iletişime geç
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?